Kayıtlar

Korona Günlükleri 6

Dün gece, kız arkadaşlarımla en çok neyi özlediğimizi konuşuyorduk... Karantina sürecinde en çok sevdiklerime sarılmayı ve kalabalık, enerjisi yüksek bir ortamda sarhoş olup dans etmeyi özledim. Kanımı kaynatacak, tekrar genç olduğumu hissettirecek atmosferleri özledim. İfade özgürlüğüne, sokaklarda yeşile, ucuz eğlenceye, güzel kariyer fırsatlarına, sosyal devlete, özgürlük hissine ise uzun süredir hasretim, gerçekten ekmek su kadar ihtiyaç duyuyorum. En son böyle bunalmış hissettiğimde İstanbul'dan İzmir'e taşınıp düzenimi komple değiştirmiştim.  Düzen değiştirmek demişken...  Bana sorarsanız, başkalarına yük olmadığınız ve zor durumda bırakmadığınız sürece, aldığınız hiçbir radikal karar hayatınızı mahvetmiyor, mükemmelleştirmiyor da, sadece başka bir yöne sürüklüyor. O da eksileri ve artılarıyla başka bir düzen. Şu anki hayatınız gibi.  Hayattaki en büyük iyikilerimden biri İstanbul'da yaşamaya başlamaktı. Dönünce aradaki farkı çok iyi anladım ki ...

Korona Günlükleri 5

Yeni bir sınıf ayrımı oluştu birden bire; karantinada ne kadar mutluyuz? Geçim kaygısından, bitmeyen ev işlerinden, huzursuz ev ortamından bezmişseniz; fakir, zorlukları olsa da genel olarak iyiyim ama gelecek için endişeliyim diyorsanız; orta sınıf, çok mutluysanız; tuzunuz kuru demektir. İki sokağa çıkma arası her gün sahile gittim, sahile gittiğim zamanlar modum iyi. Sokağa çıkma yasağının 2. gününde homurdanmaya başlıyorum. İlk başlarda, biraz da kısa süreceği umuduyla yasaklara karşı daha destekler bir tutumdaydım ama şimdi, her gün kimsenin takip edemediği yeni yeni kuralların gelmesi benim canımı sıkmaya başladı. Daha 2 yaşında bile sokakta yürürken elimden tutulunca ciyak ciyak bağıran bir çocuktum. O zaman da kimse bana karışmasın istiyordum, şimdi de öyle. Bilmiyorum, bazı şeyler bana daha ağır geliyor sanırım. Kendimi kapana kısılmış hissettiğimde hep değiştirmek istiyorum, devamlı olarak bana ait özgür bir alan yaratmaya çalışıyorum. O alan sürekli küçülüyor. Küçüldü...

Korona Günlükleri 4

Hayatımızı kurtarmanın, iyi paralar kazanmanın tek yolunun iyi bir eğitim almaktan geçtiğine inanırdık. Üniversite bitirmek, iyi bir eğitim almış olmak prestijli bir şeydi. Neredeyse tüm travmalarımızın doğduğu yer olan okullara senelerimizi verdik. Hiç ilgimizi çekmeyen, yetişkin hayatımızda hiç kullanmadığımız aşırı sıkıcı dersleri dinlemek zorunda kaldık, davranışlarıyla değil sadece sıfatla kazanılmış otoritelere saygı duymamız beklendi, insanı hasta edecek sınav stresleri ve 15 senelik bir eğitimin ardından içler acısı maaşlara layık görüldük. Sürekli daha iyi olacağına inandırıldık ama olmadı. İyi bir iş sahibi olmak gerçekten çok az kişiye nail olan bir ayrıcalık olarak kaldı. Şimdi ise alternatif bir para kazanma platformu ortaya çıktı. Çok yoksul bir ailede büyümüş ve okuyamamış birine de kolaylıkla popüler olup çok para kazanma imkanı verdiler... İnternet üzerinde içerik üreten "influencer, youtuber, blogger" dediğimiz tayfa... Birçok kişi için nefret objesi....

Korona Günlükleri 3

Resim
Birkaç haftadır twitter hesabım kapalı, haberleri de takip etmiyorum. Beynim neden sürekli evde durduğumu anlamlandırmakta zorlanıyor, sanki bir amaç uğruna değil de hep böyleymiş gibi. Ben neden bu kadar çok evdeyim? Bir amacım var mı? Hep böyle mi olacak? Evde vakit geçirmekten epey mutlu bir insan olduğumu düşünüyordum ama korona döneminde zorunlu olarak evde kalınca bir şeyler beni huzursuz etmeye başladı. Sanırım nedeni, öncesinde evde çok vakit geçirmenin de yine benim tercihim değil, şartların getirdiği zorunluluk olduğunu idrak etmemdi. Korona dönemindeyiz ya, farkındalık üzerine farkındalık yaşıyoruz maşallah. Freelancer olarak çalışınca gelirim 5 yıl önceki düzenli bir işe kıyasla yarı yarıya düştü diyebilirim. Kira, faturalar, düzenli bir ofise gitmenin bakım, kıyafet, yol, yemek vs maliyetleri de düştüğü için bir şekilde benzer standardı yakalayabilirdim aslında ama 5 yıl önce mekanlarda içtiğim bira neredeyse 4 katı daha ucuzdu (Beşiktaş'ta 7-8 liraya bira içt...

Korona Günlükleri 2

Resim
Bu korona sürecinde ünlü düşünür youtuberların akıl verdiği gibi kendi içime yönelmedim ama durduk yere, bir anda bir aydınlanma yaşadım geçtiğimiz günlerde. Şimdilik ne olduğu bana kalsın ama en keyiflisi de bu okurcum. Kendiliğinden olması yani. Zihnimde bir şeyler berraklaştı, aslında hep bildiğim bir şeyi gerçekten idrak ettiğimi anladım. Ve hayatta benim işlevimi bozan bir şeyin daha üstünü çizdiğime inanıyorum. Hayat gayelerimden biri bu; hayat hep ileriye doğru akarken, kendi içimde aynı şeyi başarmak. Çözebildiğimi düşündüğüm meselelerle yıllar sonra da aynı kısır döngüde uğraşmamak. Belli olmaz tabi bu işler, söz konusu insan olunca hayat ve kendi iç dünyamız sürprizlerle dolu. Geçenlerde Oitheblog'un podcastinde ilişkiler üzerine konuştukları bölümü dinliyordum. Tabi onlar işin geyiğinde olduğu için hiç baymadı ama bu kadın erkek meselelerini ciddiyetle masaya yatırmanın benim için artık ne kadar keyifsiz olduğunu farkettim. 20'li yaşlarımda en çok uğraştığım v...

Korona Günlükleri 1

Biraz zorlama olur mu endişesiyle elim gitmedi yazmaya uzunca bir süre ama hem bugünlere dair bir yazı olsun istedim, hem de yazmaya yazmaya iyice köreldim, ite kaka bir yerden başlamak lazım, idare edin. Tüm dünyanın evlere kapandığı çok ilginç bir dönem yaşıyoruz hakikaten. Eski fotoğraflara bakınca ilk aklıma gelen şey ne kadar rahat bir yerlere dokunabildiğim... Şu ana kadar eminim kimsenin aklına gelmeyecek özgünlükte bir şükür meselesi edindik. Yüce rabbimiz çok orjinal bir yerden sınadı bizi.  Bu süreçte ruh halim inişli çıkışlı. Sürecin belirsizliği can sıkıcı olsa da maddi manevi önemli bir kaybım yok şu ana kadar. Bu süreçte kendimi motive etmemi sağlayan temel şey bu, bir de bu sürecin nasıl sona ereceği, dünyada ne gibi değişimler olacağı merakı... Her güne beklentisiz uyanmak ise gerçekten depresif. Evlerine kapanma lüksü olan insanlar olarak sadece temel ihtiyaçlarımızı giderdiğimiz bir dünya düzeni nasıl olurdu görmüş oluyoruz. Bana sorarsanız bok gibiym...

Geçmişe özlem

Beni tanıyanlar bilir, hiç nostaljik biri değildim normalde. Geçmişe hiç özlem duymazdım hatta konuşmak bile beni darlardı. Bir daha geri gelmeyecek zamanların hüznünü gönüllü yaşamayı isteyen insanları garipserdim. Geleceğin hep daha güzel olacağına inananlardandım. 30'larda huyum suyum değişti okurcum, kendimi şaşırtmayı seviyorum ama bir yandan da anlamlandırmaya çalışıyorum. 20'li yaşlarıma garip bir özlem duyuyorum. İlk yurt dışı deneyimimi düşünüyorum mesela. "Super Action" isimli 2 haftalık bir etkinliğe gitmiştim, sonraki 1 hafta da tek başıma interrail yapacaktım. 20 kişi içinde tek Türk bendim, İngilizcem hiç iyi değildi, sportif bir insan olmamama rağmen bu etkinliğe gitmek istemiştim. Tam bir challenge! Her güne ağır kondisyon gerektiren etkinlikler koymuşlar. Bir gün dağ yürüyüşü, diğer gün bisiklet, başka gün kano sonra basketbol... Spor salonunda uyku tulumlarıyla yatıyorduk hep beraber, kız erkek soyunma odaları ve ayrı ayrı toplu duşlar vardı. Diğe...

2019

Resim
Bu sene kardeşim şubatta nişanlandı, haziranda evlendi. Her şeyiyle çok güzel bir anıydı benim için... Çok mutlu olsunlar. Geçen seneki hedeflerimi değerlendirirsem; -Tüm borçlarımı ödeyemedim ama önemli bir kısmını hallettim. -İstikrarlı bir gelire sahip olduğum çalışma düzenini hala kuramadım. Özellikle ne zaman yabancılarla konuşsam hikayeme çok şaşırmış gibi davranıyorlar. Serbest çalışarak bu kadar süre ayakta kalmam onlara büyük bir başarı gibi geliyor. İstediğim gelir düzeyine hala ulaşamasam da 4 seneyi aşkın bir süredir düzenli maaş almadan ve aile desteği olmadan geçinebiliyorum. Sadece kendi yarattığım işlerden para kazanarak geçen 4 sene... -İzmir'de yeni bir hobi edindim, yılın başında Solo Charleston'a başladım, şimdi Solo Jazz ile devam ediyorum. -En az 20 kitap deviremedim. Freelancer olarak çok çalışıyorum, bu da işin ironisi ama cidden ofiste çalıştığımdan daha fazla çalışıyorum. Gece yarısı da gelse email bir şekilde cevaplıyorum.Üstelik b...

Hayallerinin peşinden gitmek

Dün gece Mad Men'in bir bölümünden ilham aldım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. **Dikkat dikkat, seneler önce bitmiş dizi de olsa spoiler içerir.** Megan sekreteri olduğu ajansta, ajansın ortaklarından biriyle evlenince bir anda metin yazarı gibi bir pozisyona terfi eder. Bu pozisyona layık olmak için çok bir emek harcamamıştır ama öncesinde edebiyatla ilgilendiği bilgisi bize verilmiştir ve şaşırtıcı bir şekilde kısa sürede başarılı olur. Ama gönlü oyunculuktadır, babası da hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini söyleyip ortalığı bulandırınca Megan metin yazarlığı işinden istifa eder ve hayallerinin peşinden gitmeye karar verir. Kocası "benimle çalışmak istemiyorsan başka ajans buluruz sana ama senin gibi düşünmek yıllarımı aldı, gerçekten başarılısın" dese de Megan'ı ikna edemez. Tam bu noktada duraklatıp düşündüm. Hayallerinin peşinden gidip de başarılı ve tatmin olan kaç kişi vardır şu hayatta? İnanın ben hiç tanımıyorum. Öyle büyük bir pazarlaması va...

Karalamalar

Yaklaşık 2,5 sene önce böyle bir şey karalamışım. Bazen eski yazılarıma denk gelince seviniyorum, silesim de gelmiyor, e burada dursun o zaman diyorum. "Eylül 2017 itibariyle tam 30 yaşındayım. Bir arkadaşımın zoruyla 2009 yılında yazmaya başladığım blogum hayatımdaki en istikrarlı şey haline geldi. Çoğu yazımla gurur duymasam da, kişisel tarihimde sahip olduğum en kapsamlı günlük olduğu ve o yazılar da benim bir dönemimin gerçeği olduğu için sahip çıkıyorum. Yaşam tarzımı, ilişkilerimi, hayata bakış açımı, insanlara davranışımı şekillendiren tek bir değerim var; özgürlük. Yanlış ya da doğrudan ziyade hep samimi ve gerçek olanı arıyorum. İnsanlar, olaylar, ilişkiler, çatışmalar üzerine kafa yormaya ve çıkarım yapmaya bayılıyorum. Sadelikten yanayım. Düzenli olarak yüzmeyi bir yaşam tarzı haline getirmeye çalışıyorum. Gezmek ve keşfetmek bana yaşama motivasyonu veren şeylerin başında geliyor. Yıllarca kültürel aktivite avcılığı yaptıktan sonra, bunu işim haline getirdim ve bir ...