Kayıtlar

ilişkiler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlişki Bitiren Pasta ve Yeni Yaşım

Resim
Geçen sene bu yaşıma Mavişehir'de yeni açılan şık bir mekanda girmiştim. Oradaki evimize yürüme mesafesindeydi ve o gün erkek arkadaşımın canlı müzik programı vardı. Küçük bir grup olarak bizim evin balkonunda içip, canlı müzik için oraya geçecektik.  Mekan sabahtan pastayı kabul etmediği ve işlerinden dolayı eve uğrayamayacağı için akşam gelirken kendi doğum günü pastamı mekana getirmemi rica etti erkek arkadaşım. Hem iş yoğunluğu, hem doğum günü tebriklerinden dolayı itiraz edecek halim yoktu, tamam dedim ama kendi pastamı mekana getirmek hiç istemiyordum doğrusu.. Pastayı unuttum nitekim, mekandayken hatırladım, arkadaşlarım gidip almayı teklif ettiler, istemedim. Mekan yeni açılmıştı ve bizimle beraber toplam 4 masa vardı. Orkestra önce benim için doğum günü şarkısı söyledi, sonra gördük ki 4 masanın 4'ü de doğum günü masasıymış. Kalabalık, neşeli ve benim dışımda hepsinin pastası var. Orkestradakiler "oğlum ne şanssız adamsın" diye dalga geçiyorlar onunla. Zaten ...

Sex and The City ve ilişkilere dair

Sex and The City'de Carrie ile Big'in bir restoran sahnesi vardı... İlişkilerini noktalamışlar ama ikinci bir şans vermeden önce flört ediyorlar. Carrie'nin gündemi reenkarnasyon. "Herkes öldükten sonra ne olacağını merak eder" diyor... Big de "daha ziyade arabamı garajdan kimin çaldığını merak ediyorum" diyor. Şimdi biz Türk kızları olarak sohbetin bu noktasında muhtemelen ilgisiz ve bencil görünmemek adına  "aa çok üzüldüm arabanın çalındığına, yapabileceğim bir şey var mı?" gibi hallere girer aşırı bir ilgi ve sempati gösterirdik. Halbuki idolümüz Carrie konudan çıkmayarak " bence yeniden dünyaya geleceğiz" diyor... Big de "bunu düşünmek daha kolay değil mi, peki ne olarak geri geleceksin?" diye sohbetin içine giriyor ve güzel bir flörtleşme izliyoruz. İşte Türk kızları olarak gelmemiz gereken nokta tam olarak budur. İstirham ediyorum, hele ki ilişkinin başında adamın sorunlarına ortak olmayınız. Koskoca insan ...

Sayıklamalar

Sarılarak uyumayı pek sevmem aslında ama yılbaşı gecesi o kadar üşüdüm ki, sevgilime yapışık uyudum. Ertesi gün kendimi çok iyi hissediyordum. Belki yeni bir yılın umudu vardır üstümde, belki de sarılarak uyumak psikolojiye sandığımdan da iyi geliyordur, kim bilir. 150 yıl. Hep ileriye gidilse bile, kadınla erkeğin tamamiyle eşit olması beklenen yaklaşık süre. Sevgili kadın düşmanı beyler ve hanımlar, lütfen dünyayı sadece kendi taraflı pencereniz kadar küçük sanmayın, inanın kadın-erkek eşitliği sizin sandığınız kadar kolay gelmiyor. Kadınların gündemini meşgul eden birçok şeyin erkeklerin hayatını pek etkilememesi de bu eşitsizliğin ve çifte standardın bir sonucu. Mesela evlilik bunlardan biri. İsteyerek ya da istemeyerek evlenmemiş 30'lu yaşlardaki her kadının üstünde baskı hissettiği ve ciddi ciddi düşünmesi gereken bir konu bu. Evliliğe yaklaşım biraz sandalye kapmaca gibi. Yaşı gelmiş kimse en sona kalmak ve oyun dışına itilmek istemiyor gibi bir ruh hali var. Yanlış anl...

20'li yaşların sonuna doğru piyasası düşen kadın-erkek tipleri

Resim
Kadınlarda; yaramazlar, kafasını estiğini yapanlar, kıskandıranlar, "aman dikkat et beni kaptırırsın" mesajı verenler, nazlılar. Erkeklerde; ıssız adamlar, kızım bak ben seni üzerimciler, ilişkiyle uğraşamcılar, ben çok eşliyimciler, bohemler, hippiler, herkes rahat takılsıncılar. 20'li yaşların başında kaybetme korkusunun ve güvensizliğin verdiği heyecan, ıssız adamların ve yaramaz kızların piyasasını yükseltirken, 20'li yaşların sonuna doğru gelen huzur ve güven arayışı ile nihayet efendi erkeklere ve uslu kadınlara da gün doğmuştur. Her yaşın farklı bir dinamiği var malumunuz. Bu da haliyle ilişkilere yansıyor. Mesela 20'li yaşların başında olgun bir ilişki arayışı, karşı tarafta bunu anlayacak kapasite olmayacağı için muhtemelen, yalnızlıkla sonuçlanacak. Sonuçlanmasa bile o yaşlarda tercih edilen insanlar -istisnalar kaideyi bozmamakla beraber- çoğunlukla doğru tercihler olmayacak. Biraz masalların, biraz filmlerin, biraz da okul dışında pek bir sor...

Türk kızı olmak nedir?

Resim
İlişkilerin özgürce yaşanamadığı dönemlerde, genellikle görücü usulüyle evlendirilmiş ve gerisini sorgulamamış büyüklerimizin bize öğrettiği, ilişkilerde hayal kırıklığı yaşayarak sorguladığımız ve kurtulmaya çalıştığımız bir kimlik bu. Kadın-erkek ilişkilerinde açık fikirli diyebileceğimiz bir ailede büyümediyse, Türkiye'de yaşayan her kadının içinde bir Türk kızı vardır aslında. Bilinç düzeyinde bazı şeylerin ne kadar saçma olduğunu idrak etsek de, küçüklükten beri empoze edilen suçluluk duygusu bilinç altında etkisini sürdürmeye devam ediyor. Dolayısıyla benim düşüncem; Türk kızı kimliğinden kurtulmanın tam anlamıyla mümkün olmadığı. Neticede bu kültürün bir parçasıyız ve her gün etkileşim içinde olmaya devam ediyoruz... Burada kilit olan kelime; suçluluk duygusu. Kadın erkek ilişkilerinin her aşamasında bu suçluluk duygusunun yarattığı kafa karışıklığını görmek mümkün. Mesela flört etmek... Flört etmenin bayağı, ucuz bir şey olduğuna koşullandırılıyor Türk kızı. Önc...

Toplum baskısı.

Resim
Toplumun sana birey olarak değil, cinsel kimliğine göre görevler yüklemesi ve tüm hayatın boyunca toplumun onayladığı hayatı yaşaman için kurduğu o görülmez ama varlığı şiddetle hissedilen baskı. İçinde yaşadığın kültürde evliliğin çoğu kez hayatı paylaşmak değil de, yetişkin başka bir insanı sırtında taşımak anlamına geldiğini bilsen de o  imzayı seve seve atmandır toplum baskısı. Dünyanın en kral üniversitesini bitirsen, entelektüel anlamda kendini müthiş yetiştirsen de niteliğinin çok altında işleri kabul etmediğin için işsiz kaldığında herkesin sana yetersiz hissettirmesidir toplum baskısı. Sevişmenin kadın ve erkeğin ortak çabasıyla güzelleşeceğini teoride bilip, kötü seksin bir erkek üzerindeki etkisinin daha ağır olmasıdır. Bence ilişkileri bu kadar karmaşık hale getiren de toplum baskısı. Kadın ile erkeği çok farklı kodlamışlar, aynı noktada buluşup mutlu olmaları çok zor. Bir erkek, erkekliğine onayı ilgilendiği kadının ilgisini çekmeyi başarıp, on...

Aldatmak.

Ahmet Altan'ın "Aldatmak" kitabını daha yeni okudum. İlk çıktığı zamanlarda epey bir eleştiri almıştı diye hatırlıyorum. Ben kendi içimde tezahür eden birçok duyguyu buldum kitapta, bayıldım. Bir kısım aldatanın kadın olmasına ve aldatıldığını öğrenen kocasının yaşadığı toplumun değerlerinden kopuk bir tepki vermesine takılmıştır, bir kısım ise aldatma gerekçesine... Doğrulukla harmanlanmış müthiş beyinler zayıflık olarak görmüş olabilirler. Hayatta her duyguyu ya da çaresizliği yaşama ihtimali olduğunu bilen, hayatı belirli bir derinlikte yaşayan, duyguları üzerine düşünen ya da benzer hayal kırıklıkları yaşamış insanlar kendiyle özdeşleştirebileceği birçok tespit bulabilir kitapta. Kitaptan sevdiğim birkaç kısım: "Kadınların çeşitli nedenlerden dolayı önemsedikleri bir erkeği güzellikleri ya da zekalarıyla etkilediklerini, o erkeğin kendilerini beğendiğini düşündüklerinde hissettikleri baş döndürücü zafer duygusuyla gözleri kararmıştı aslında. ...kendi küç...

2015.

Resim
Bazı insanlar istikrar sever. Bir sonraki adımı bilmek isterler, belirsizliğe ya da yeniliğe tahammülleri yoktur. Bir şeyi devamlı yapmak eninde sonunda başarıyı getirir dolayısıyla başarılıdır bu insanlar. Tatminkar bir hayatları vardır, daha dengelidir ruh halleri. Başka hayatların varlığından mahrum kalırlar, vizyonları kısıtlıdır ama tatmin ve mutluluk çok daha kolaydır onlar için. Bazıları vardır, monotonluktan ölesiye korkarlar. Sürekli aynı şeyleri yapmak sıkıcı gelir onlara, sıkılırlarsa hayatlarını bir anda değiştirme ihtimalleri hep vardır. Yerinde saymaya başlayınca başka bir hayatı kaçırma korkusu sarar benliklerini, kaygıları artar. Bir doz değişim ya da heyecan verdin mi düzelirler ama o heyecanı bulamadılar mı kolaylıkla dibe girebilirler. Ben ikinci gruptanım. Bu yılın başında kaygılarım epey artmıştı. İstediğim hayatı yaşayamadığımı düşünüyordum ve mevcut şartlarda kendime bir çıkış yolu bulamıyordum. Oturup düşündüm. 5 yıllık iş deneyimim vardı, üstüne ban...

Dady issues.

Çok uzun yıllar babamla ilişkimi, babamın öldüğünü herkesten gizledim. Yani gizlemedim de sorulmadıkça asla konusunu bile etmedim. İnsanların yüzündeki o acıma duygusunu görmemek için. Son bir iki yıldır ise anlatmak istiyorum, dağlara taşlara yazasım geliyor zehrini içimden akıtmak için. Benim babam vaktiyle köy öğretmenliği yapmış bir insan. Bundan 50 yıl önce, Erzurum gibi bir yerde köy öğretmenliği epey saygın bir meslek. Babamı kimden dinlediysem ne kadar zeki, komik ve harika bir adam olduğundan bahseder. 80'li yıllarda MHP'de üst düzey bir yetkili. Erzurum'dan solcu mu çıkar zaten? Çıkmış ama. Onun kardeşi. Kardeşi solcu, kendisi sağcı. Babam kuvvetle muhtemel birçok ölüm olayına karışmış hatta kendisi adam bile öldürmüş olabilir o dönemde. Bir gün ölüm listesinde kardeşinin adını görünce onu uyarıp kendisi de kaçıyor partiden. Çok ünlü bir tetikçi peşine düşüyor babamın. Sonra askeri darbe oluyor, babam bir ton işkence görüyor. Falan filan. Bu olaylar bittikten...