Kayıtlar

onay etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mağdur olmanın dayanılmaz hafifliği.

Resim
Kulağımda kulaklık, sevdiğim şarkıları dinliyorum, bir yandan güneşin sıcaklığı yüzüme vuruyor. Mutlu olmak için şartlar müsait ama o an mutlu değilim. Ciddi bir gelecek kaygısı yaşıyorum çünkü. Olmasını istediğim şeyler için henüz zaman var, başarıp, başaramayacağım da meçhul. Serbest olarak çalışmayı yan gelip yatmak olarak görenlerin asla anlamayacağı bir halet-i ruhiye bu. Her gün ofis içinde ruhunu öldürsen de, düzenli bir maaş alacak olmanın avantajları olduğu gibi, özgür olmanın sorumluluğunu almanın, her an belirsizlikle yaşamanın psikolojik bir ağırlığı da var elbette. Biri diğerinden daha kolay ya da zor değil, hepsi birer tercih ama hadi itiraf edelim, ofise gitmek, az para kazanmak, iş yerindeki haksızlıklara maruz kalmak toplum gözünde daha geçerli bir mağduriyet. Toplumda kabul görmenin anahtarı; toplumun empati kurabileceği bir mağduriyetinizin olması aslında. O zaman tüm kapılar açılıyor sizin için, sizi kabul ediyorlar aralarına. Devamlı mağduriyetlerinizden k...

Merhaba Bahar!

Resim
Ne iş yaptığı, nasıl biri olduğu hatta neleri başardığından bağımsız olarak her insanın sevilmeyi ve mutlu olmayı hak ettiğine inanıyorum ben. Hak etmek her zaman elde etmeyi garantilemiyor tabii, bu sebeple emek de harcamak gerekiyor sevilmek ve mutlu olmak için. Bebekliğimizden beri hayatta her yaptığımız şeye geri bildirim alıyoruz. Yaptıklarımız onay görürse doğru olduğunu hissediyoruz, tepki görürse de yanlış olduğunu. Bir süre sonra farkındalığımız artıyor ve tüm motivasyonumuz sevilmek, onay görmekten ibaret olmuyor. Mutluluğumuz da işin içine giriyor. İşte en zor mücadele; sevilmek, onay almak ve mutlu olmak arasında denge kurabilmekte. Bu da ancak kişisel olarak gelişebilmekle mümkün. Günümüzde kişisel gelişim; para kazandıracak nitelikler geliştirmek olarak satılsa da daha çok, hayatımızı nasıl yaşamak istediğimiz üzerine farkındalık geliştirmek ve bunu eyleme dökmek olarak tanımlıyorum ben. Bu girizgahtan sonra yine kendime bağlayacağım konuyu tabii ok...

Toplum baskısı.

Resim
Toplumun sana birey olarak değil, cinsel kimliğine göre görevler yüklemesi ve tüm hayatın boyunca toplumun onayladığı hayatı yaşaman için kurduğu o görülmez ama varlığı şiddetle hissedilen baskı. İçinde yaşadığın kültürde evliliğin çoğu kez hayatı paylaşmak değil de, yetişkin başka bir insanı sırtında taşımak anlamına geldiğini bilsen de o  imzayı seve seve atmandır toplum baskısı. Dünyanın en kral üniversitesini bitirsen, entelektüel anlamda kendini müthiş yetiştirsen de niteliğinin çok altında işleri kabul etmediğin için işsiz kaldığında herkesin sana yetersiz hissettirmesidir toplum baskısı. Sevişmenin kadın ve erkeğin ortak çabasıyla güzelleşeceğini teoride bilip, kötü seksin bir erkek üzerindeki etkisinin daha ağır olmasıdır. Bence ilişkileri bu kadar karmaşık hale getiren de toplum baskısı. Kadın ile erkeği çok farklı kodlamışlar, aynı noktada buluşup mutlu olmaları çok zor. Bir erkek, erkekliğine onayı ilgilendiği kadının ilgisini çekmeyi başarıp, on...