Kayıtlar

kişisel gelişim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şiddetsiz İletişim

Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim kitabını bitirdim. Bir tane kişisel gelişim kitabı okuyunca hayatı çözmüş gibi davranıp tonlarca tavsiye veren insanlardan birine dönüşmeyeceğim elbette ama birileri uzun yıllar bir konu üzerine kafa yorup, tutarlı ve derli toplu önermeler ortaya koyuyorsa elbette oturup üzerine düşünmek lazım. Üzerine düşündüm hatta günlük hayatta kurulan iletişim şekillerine daha bir dikkat keser oldum. Rosenberg der ki;  "Kendimizle şefkatle bağ kurmanın önemli bir biçimi de, korku, suçluluk, utanç, görev ya da zorunluluktan kaynaklanan seçimler yerine, tamamen yaşama katkıda bulunma arzumuzdan doğan seçimler yapmaktır." Bizim kültürümüzde, yetişkin bir bireyin korku, suçluluk, utanç duygusu, görev bilinci ya da zorunluluktan kaynaklanmadan yaptığı şeylerin sayısı ne kadardır sizce? Ben insanların kendi duygularından ve hislerinden bahsettiğini çok sık görmüyorum. Genellikle o ortamda bulunmayan birinin yargılandığı ve eleştirildiği diyal...

Az hasarlı çocuk yetiştirmek

Resim
Çocuğum olmasa da çocuk yetiştirme üzerine yazmaya karar verdim. Çünkü bazı şeylere birçok kişiden daha fazla kafa yoruyorum, ahkem kesmek hakkım, çekil şurdan. Dolmuşta bir anne; küçücük çocuğunu sırf istediği için ön koltuğa oturtmuş. Dolmuş aniden fren yapınca çocuk cama yapışacaktı neredeyse. Dedim ki "çocuğu oradan alır mısınız, lütfen?", annesi "hadi oğlum gel" dedi, oğlan "anne sıkı sıkı tutuncam, n'olur " diye ısrar edince "bak görüyor musunuz hiç sözümü dinlemiyor" diye kabullendi bu durumu, dolmuşta diğer teyzelerden de empati ve kabul gördü. Ben ise içimden "ablacım sen de hiç mücadele etmedin yahu" diye geçirdim. Tuzu kuru olana konuşmak kolay tabii ama bu haksız olduğum anlamına gelmez. Bu kadınların tüm sabır, özveri ve enerjisini kocalarına verip çocuklarıyla daha fazla uğraşmaya bu kadar üşenmelerine gerçekten kızıyorum. Asıl sorun bu durumu gerçekten içselleştirmeleri, neyin önemli, neyin önemsiz oldu...

Merhaba Bahar!

Resim
Ne iş yaptığı, nasıl biri olduğu hatta neleri başardığından bağımsız olarak her insanın sevilmeyi ve mutlu olmayı hak ettiğine inanıyorum ben. Hak etmek her zaman elde etmeyi garantilemiyor tabii, bu sebeple emek de harcamak gerekiyor sevilmek ve mutlu olmak için. Bebekliğimizden beri hayatta her yaptığımız şeye geri bildirim alıyoruz. Yaptıklarımız onay görürse doğru olduğunu hissediyoruz, tepki görürse de yanlış olduğunu. Bir süre sonra farkındalığımız artıyor ve tüm motivasyonumuz sevilmek, onay görmekten ibaret olmuyor. Mutluluğumuz da işin içine giriyor. İşte en zor mücadele; sevilmek, onay almak ve mutlu olmak arasında denge kurabilmekte. Bu da ancak kişisel olarak gelişebilmekle mümkün. Günümüzde kişisel gelişim; para kazandıracak nitelikler geliştirmek olarak satılsa da daha çok, hayatımızı nasıl yaşamak istediğimiz üzerine farkındalık geliştirmek ve bunu eyleme dökmek olarak tanımlıyorum ben. Bu girizgahtan sonra yine kendime bağlayacağım konuyu tabii ok...