2025 ve Veda

Bu Şubat'ların bir anlamı var mı bilmiyorum. İlk olarak Şubat 2023'te “Ben hayatımı hep yarı tatminkar şekilde yaşıyorum. Sürekli bir şeyler yapıp etmeye çalışıyorum ama hep bir şeyler eksik kalıyor, ne olduğu hakkında da bir fikrim yok.” gibi bir farkındalık geldi bana. 

Tetiklendiğimde tepki vermeyerek, o huzursuzluğun içinde kalarak, kendimi gözlemlemeye, anlamaya çalıştım. 2023'ün sonunda terapi seçeneğini düşündüm, birkaç tane terapistle ön görüşme yaptım ama bu kararı erteledim. Şubat 2024'te bu yazıda bahsettiğim büyük rüyayı gördüm. O rüya bana yol gösterdi sanki, tünelin sonunda ışık varmış gibi geldi. 1,5 sene boyunca el yordamıyla yaptıklarım, içime dönmelerim, bastırdığım ve yok saydığım tüm korkularımı açığa çıkardı, kendi kendime baş edemedim ve kaygı bozukluğu neymiş tanışmış oldum. Niyet ettikten 1 sene sonra, 2025 yılının başında terapiye başladım.

Anlatmasam da hep zihnimin içinde ve gerginliği bedenimde yaşamaya devam eden anılarımı, kanlı canlı bir insana anlatmaya başlayınca aslında beni ne kadar etkilediğini anladım, kabuslar görmeye başladım, terapiye başlamakla kötü mü ettim diye düşündüm.

Yine kabus gördüğüm gecelerin birinde... Gözlerimi açıyorum. “Yine uyandım.” diyorum. Yatakta olduğumu düşünüyorum ama ayaklarım yaylı bir şeyin üstünde gibi ileri geri sallanıyor. “Yatıyorsam ayaklarımı nasıl böyle hareket ettirebiliyorum?” diye düşünüyorum. Sonra odaya bakıyorum, benim odam değil. Bomboş bir oda, benimkinden daha büyük. Rüyada olduğumu anlıyorum. Sonra bedenim havalanıyor, ters dönüyor; bir sarkaç gibi geriye çekiliyorum. Karşımda pencere var, zemin kattayız; sokak lambasının yere vuran ışığını görebiliyorum, yerler Arnavut kaldırımı… İyice geriye çekiyor sarkaç beni, uyanmak istiyorum ama gözlerimi açamıyorum. Cama çarpacağım ve tuz buz olacak diye korkuyorum. “Allah’ım, bana yardım et.” diyorum. Tam cama çarpacakken yavaşlıyor sarkaç ve beni geriye çekiyor. Sonrasında gözlerimi açabiliyorum. Bu rüyayı gördüğümde yine aylardan Şubat'tı.

2025 kendimden olmasa da, hayatımdan en hoşnut olduğum yıldı. İş hayatındaki en tatminkar yılımdı,  Solo Jazz'a başladım ve harika bir topluluğun parçası oldum. Terapiye ve pilatese devam ettim. Ayrıldığım erkek arkadaşımla 7 ay sonra tekrar bir araya geldik, 3. denememiz belki ama gerçekten ilişki içinde olduğumuzu hissettiğim ilk sene bu oldu. İç dünyamın derinlikleri ile Göztepe–Urla–Karaburun hattındaki hayatıma; İstanbul, Bursa, Mardin, Yedigöller, Doha gibi seyahat rotaları eklendi. Berlin, Kopenhag, Montpellier, Aqaba ise davet alıp, gidemediğim güzergahlar oldu. 

2026'nın ise kendimden en hoşnut olduğum sene olmasını diliyorum.

İnsan içindeki karanlıkla yüzleşmeden kendini nasıl kabullenir ve kendinden hoşnut olabilir bilemiyorum. Yok saydığınız her duygu bir şekilde çıkmanın yolunu buluyor. Başka şansımız var mı bilmiyorum ama o acılarla yüzleşmediğin zaman, hayatının başrolü de o acılar oluyor. Belki arada ondan bağımsız iyi ya da kötü şeyler oluyor ama aslında tüm senaryo ondan kaçışların ya da tekrar tekrar o duyguları kendine yaşatman üzerinden dönüyor.

Bu bloga yazmaya 2009 yılında başladım. Çok düzenli yazamasam da, o zamandan beri her sene birkaç yazı yazdım. Hem hayatımın kaydını tutma, hem de o dönem gündemimi meşgul eden, çözemediğim şeyleri yazarak anlamlandırma ihtiyacına hizmet etti.

İnimde geçirmedim ben bu hayatı; imkanlarım, sağlığım el verdikçe her alanda hep aktif, kendiyle yüzleşmeye ve kendini geliştirmeye çalışan biri oldum ama 20 senedir tüm o koşuşturmalarla katettiğimden daha fazla yolu, sakin ve şefkatli kalıp, içimdeki karanlıkla, yaralarla yüzleştiğimde katettim diyebilirim.

20 senedir bir kere bile mezarına gitmediğim babamın anısından kaçamayacağımı kabul ettiğimde, puzzledaki eksik parçayı da tamamlamış oldum. Ben kendi içimde bütünleşmiş gibi hissediyorum, bu bloga da vedamı yapıyorum böylece. Padişahın fermanı gibi keskin değil elbette ama artık yeni yazı yazmama niyetindeyim. Bütünlük olsun diye veda yazısı ile bitirmek istedim. Hayatımın bir kısmına eşlik eden herkese teşekkür ederim.

Korkularınızın üzerine gittiğinizde altından muhteşem şeylerin çıkabileceğini unutmayın.

Hoşçakalın.