Kayıtlar

kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şiddetsiz İletişim

Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim kitabını bitirdim. Bir tane kişisel gelişim kitabı okuyunca hayatı çözmüş gibi davranıp tonlarca tavsiye veren insanlardan birine dönüşmeyeceğim elbette ama birileri uzun yıllar bir konu üzerine kafa yorup, tutarlı ve derli toplu önermeler ortaya koyuyorsa elbette oturup üzerine düşünmek lazım. Üzerine düşündüm hatta günlük hayatta kurulan iletişim şekillerine daha bir dikkat keser oldum. Rosenberg der ki;  "Kendimizle şefkatle bağ kurmanın önemli bir biçimi de, korku, suçluluk, utanç, görev ya da zorunluluktan kaynaklanan seçimler yerine, tamamen yaşama katkıda bulunma arzumuzdan doğan seçimler yapmaktır." Bizim kültürümüzde, yetişkin bir bireyin korku, suçluluk, utanç duygusu, görev bilinci ya da zorunluluktan kaynaklanmadan yaptığı şeylerin sayısı ne kadardır sizce? Ben insanların kendi duygularından ve hislerinden bahsettiğini çok sık görmüyorum. Genellikle o ortamda bulunmayan birinin yargılandığı ve eleştirildiği diyal...

Osho: İnsan Kendinin Aynasıdır

Birkaç kişinin tavsiye etmesi üzerine Osho'nun iki kitabını aldım. "İnsan Kendinin Aynasıdır" aforizmalarla dolu incecik bir kitap. Hayata dair kafa yormalarım sonucu oluşturduğum dünya görüşüme benzer şeyler okudum, yeni bir şeyler bulamadığım için çok heyecanlandırmadı beni. Yine de benzer fikirleri derli toplu cümleler içinde görünce  paylaşmak istedim. Hem ben söylesem dinlemezsiniz zaten, illa Hintli bir guru yazmalı. Tabii ya, Tansu kim ki zaten... "Siz özgürlüğünüzden feragat ettiğiniz müddetçe toplum da size her şeyi verir. Size saygınlık verir, hiyerarşinin içinde, bürokraside önemli mevkilere gelmenizi sağlar. Fakat bunları vermesi için tek bir şeyi elden bırakmanız gerekir, o da özgürlüğünüz, bireyselliğinizdir. Kalabalığın içindeki bir sayı haline gelmeniz gerekir. Kalabalık kendinin parçası olmayan kişiden nefret eder. Kalabalık içinde bir yabancı olduğunu fark edince gerginlik yaşar, çünkü yabancı bir soru işareti haline gelir." "Bir insa...

Günübirlik Hayatlar

Resim
Hafif bir huzursuzluk var bu ara bende. Bir süredir gezmek istiyorum ve gezemediğim için yine "bir şeyleri kaçırıyorum" gerginliği yaşıyorum. İstediğim şeyleri uzun bir süre yapamayınca hep böyle oluyor. Bu ruh halinin ölüm korkusuyla ilişkili olduğu kanısındayım. Ölümden herkes gibi ben de korkuyorum ama esas korktuğum; hayatımı çoğunlukla bir şeylerin gerçekleşmesini bekleyerek ve yapmak istemediğim şeylerle geçireceğim korkusu. Bu korkuyla baş etmek için öncelikle yöntemim; elbette ölüm gerçeğini yapabildiğim kadar yok saymak ve üzerine düşünmemek. Vaktimi dolu dolu geçirdiğim, olmak istediğim yerde olduğum zamanlarda çok bariz bir şekilde korkumun azaldığını farkettim, dolayısıyla hayatımı mümkün olduğunca istediğim şekilde geçirmek için çabalıyorum; istediğim ve istemediğim şeyleri söylüyorum, net olmaya çalışıyorum, özgür olmaya, gezmeye ve keşfetmeye daha fazla vakit ayırmak ve varoluşumu tatmin edebilecek işlerle uğraşmak istiyorum... Sonuncus...

Aldatmak.

Ahmet Altan'ın "Aldatmak" kitabını daha yeni okudum. İlk çıktığı zamanlarda epey bir eleştiri almıştı diye hatırlıyorum. Ben kendi içimde tezahür eden birçok duyguyu buldum kitapta, bayıldım. Bir kısım aldatanın kadın olmasına ve aldatıldığını öğrenen kocasının yaşadığı toplumun değerlerinden kopuk bir tepki vermesine takılmıştır, bir kısım ise aldatma gerekçesine... Doğrulukla harmanlanmış müthiş beyinler zayıflık olarak görmüş olabilirler. Hayatta her duyguyu ya da çaresizliği yaşama ihtimali olduğunu bilen, hayatı belirli bir derinlikte yaşayan, duyguları üzerine düşünen ya da benzer hayal kırıklıkları yaşamış insanlar kendiyle özdeşleştirebileceği birçok tespit bulabilir kitapta. Kitaptan sevdiğim birkaç kısım: "Kadınların çeşitli nedenlerden dolayı önemsedikleri bir erkeği güzellikleri ya da zekalarıyla etkilediklerini, o erkeğin kendilerini beğendiğini düşündüklerinde hissettikleri baş döndürücü zafer duygusuyla gözleri kararmıştı aslında. ...kendi küç...