Kayıtlar

Ah Berlin!

Resim
2014 yılında Almanya'nın Frankfurt (Oder) şehrinde bir dönem öğrenci değişim programıyla okumuştum. Öğrenci kartımız ile Berlin'e ücretsiz gidebiliyorduk. Defalarca gittim ve çok sevdim Berlin'i. Yüksek lisans mezuniyet hediyesi olarak ne istersin diye sordu annem, ben de 1 senelik Schengen vizem bitmeden dibini sıyırırım umuduyla Berlin bileti istedim. İstanbul'daki erasmusu boyunca benim ev arkadaşım olmuş pek sevdiğim Danimarkalı arkadaşım Berlin'e taşınmıştı. Hem Berlin'i hem onu yeniden görmüş olacaktım. Kendi erasmusumda tanıştığım ve sonrasında çok yakın arkadaş olduğum Zeynep ile uzun zamandır "keşke beraber Berlin'e gitsek" diye konuşur ama ikimiz de uzun uzun planlamaktan sıkılan tipler olduğumuz için bir türlü nihayete erdiremezdik bu isteğimizi. Ben bileti aldıktan sonra"ben de senle geliyorum" dedi ve aldı biletini. Çok sorunsuz ve spontane bir şekilde buluşmuş olduk böylece. Böyle ızdıraba dönüşmeden, kararsız kalmadan denk...

Toplum baskısı.

Resim
Toplumun sana birey olarak değil, cinsel kimliğine göre görevler yüklemesi ve tüm hayatın boyunca toplumun onayladığı hayatı yaşaman için kurduğu o görülmez ama varlığı şiddetle hissedilen baskı. İçinde yaşadığın kültürde evliliğin çoğu kez hayatı paylaşmak değil de, yetişkin başka bir insanı sırtında taşımak anlamına geldiğini bilsen de o  imzayı seve seve atmandır toplum baskısı. Dünyanın en kral üniversitesini bitirsen, entelektüel anlamda kendini müthiş yetiştirsen de niteliğinin çok altında işleri kabul etmediğin için işsiz kaldığında herkesin sana yetersiz hissettirmesidir toplum baskısı. Sevişmenin kadın ve erkeğin ortak çabasıyla güzelleşeceğini teoride bilip, kötü seksin bir erkek üzerindeki etkisinin daha ağır olmasıdır. Bence ilişkileri bu kadar karmaşık hale getiren de toplum baskısı. Kadın ile erkeği çok farklı kodlamışlar, aynı noktada buluşup mutlu olmaları çok zor. Bir erkek, erkekliğine onayı ilgilendiği kadının ilgisini çekmeyi başarıp, on...

Atina

Resim
Geçen sene Makedonya'da çok eğlendiğimiz için bu seneki yılbaşı için Atina planı yaptık annemle. Gidişte 50 dk, dönüşte 35 dk sürdü İzmir'den. Yakınlığı, İstanbul'dan iptal olan birçok seferin olmasına rağmen bizim herhangi bir rötar yaşamamız, havanın çok soğuk olmaması Atina tercihimiz adına sevindiriciydi. Bir turistin Atina'da gezebileceği bölgeler; Plaka, Ermou Caddesi, Acropolis, Agia İrini, Anafiotika ,  Psiri,  Monastraki, Syntagma Meydanı, Gazi, Kolonaki. Kolonaki hariç hepsi birbirine yakın yerler, Kolonaki de bu yerlere taksi ile 5 dakikalık mesafede. Bir şehre ilk kez gittiğimde önce otel resepsiyonundan bir harita alıp görülmesi gereken yerleri işaretlemesini isterim. İlk gün keşif amaçlı kaybolurum sokaklarda, neyin nerede olduğuna aşina olunca internetteki yorumları okurum böylece her şey daha kolay olur. Size de tavsiye ederim. Plaka- Şehrin merkezi. Çevresinde konaklarsanız her yere yürüyerek gidebilir ve ulaşım için metro ya da taksiye ...

Aldatmak.

Ahmet Altan'ın "Aldatmak" kitabını daha yeni okudum. İlk çıktığı zamanlarda epey bir eleştiri almıştı diye hatırlıyorum. Ben kendi içimde tezahür eden birçok duyguyu buldum kitapta, bayıldım. Bir kısım aldatanın kadın olmasına ve aldatıldığını öğrenen kocasının yaşadığı toplumun değerlerinden kopuk bir tepki vermesine takılmıştır, bir kısım ise aldatma gerekçesine... Doğrulukla harmanlanmış müthiş beyinler zayıflık olarak görmüş olabilirler. Hayatta her duyguyu ya da çaresizliği yaşama ihtimali olduğunu bilen, hayatı belirli bir derinlikte yaşayan, duyguları üzerine düşünen ya da benzer hayal kırıklıkları yaşamış insanlar kendiyle özdeşleştirebileceği birçok tespit bulabilir kitapta. Kitaptan sevdiğim birkaç kısım: "Kadınların çeşitli nedenlerden dolayı önemsedikleri bir erkeği güzellikleri ya da zekalarıyla etkilediklerini, o erkeğin kendilerini beğendiğini düşündüklerinde hissettikleri baş döndürücü zafer duygusuyla gözleri kararmıştı aslında. ...kendi küç...

Kış.

Kışı sevmiyorum. Kış bana eğlence bitmiş gibi hissettiriyor. Herkes evine çekiliyor. Hadi dışarı çıkın da oynayalım.

2015.

Resim
Bazı insanlar istikrar sever. Bir sonraki adımı bilmek isterler, belirsizliğe ya da yeniliğe tahammülleri yoktur. Bir şeyi devamlı yapmak eninde sonunda başarıyı getirir dolayısıyla başarılıdır bu insanlar. Tatminkar bir hayatları vardır, daha dengelidir ruh halleri. Başka hayatların varlığından mahrum kalırlar, vizyonları kısıtlıdır ama tatmin ve mutluluk çok daha kolaydır onlar için. Bazıları vardır, monotonluktan ölesiye korkarlar. Sürekli aynı şeyleri yapmak sıkıcı gelir onlara, sıkılırlarsa hayatlarını bir anda değiştirme ihtimalleri hep vardır. Yerinde saymaya başlayınca başka bir hayatı kaçırma korkusu sarar benliklerini, kaygıları artar. Bir doz değişim ya da heyecan verdin mi düzelirler ama o heyecanı bulamadılar mı kolaylıkla dibe girebilirler. Ben ikinci gruptanım. Bu yılın başında kaygılarım epey artmıştı. İstediğim hayatı yaşayamadığımı düşünüyordum ve mevcut şartlarda kendime bir çıkış yolu bulamıyordum. Oturup düşündüm. 5 yıllık iş deneyimim vardı, üstüne ban...

İzmir Günlükleri: Duraklama Dönemi.

Resim
*Yaklaşık yirmi gün önce tezimi sunup mezun oldum ben. Kariyerime hiç faydası olmayacağını düşünsem de pişman değilim yüksek lisans yaptığıma. Entelektüel anlamda kendime, kendi çabalarımla, çok şey kattım, altı ay yurt dışında hibeyle yaşadım, birçok harika insan tanıdım. Özellikle üç tanesini uzun yıllar yanımda istiyorum. *Yazana kadar oldukça sıkılsam da, tez bittikten sonra büyük bir boşluğa düştüm. İlham veren başka amaçlar edinmeliyim en kısa zamanda çünkü şu an düştüğüm boşluk beni biraz ürkütüyor. *Beni ürküten diğer şey ise; birkaç aydır sahip olduğum "devamlı iyi olma halinin" beni terkedeceği endişesi. *Eski şirketimle bir sene daha evden çalışabilmek için konuşmayı düşünüyordum lakin en çok kendilerine zarar veren profesyonel olmayan bazı tutumlarını göz ardı edemiyorum. Bu iş, geçtiğimiz üç buçuk yılda olduğu gibi konforlu ama yerinde saydıran bir iş olmaktan fazlasını vaad etmiyor. Batan gemiden kendimi kurtarmam gerek sanırım. *Birkaç gündür deva...

Bir narsist ile nasıl baş edilir?

Resim
Edilmez. Narsist gördünüz mü arkanıza bakmadan kaçmanız lazım. Bloga uğrayıp okuma zahmetine girmek istemeyenler için net bir şekilde yazdım. Vakti olanlar için bir örnekle açıklamak isterim. Benim babam narsist bir adamdı mesela. Hayatta en önem verdiği şey "insanlarda hayranlık uyandırmak" olur narsistlerin. Ortama insanları kolaylıkla etkileyebileceği özgüveni ile girerler, çoğu kez de gerçekten hayranlık uyandıracak bir intiba bırakırlar. Olumsuz eleştiriye asla gelemezler. Kendisine duyulan hayranlığı sağlamak ve korumak birincil, bunun dışındaki her şey ikincil öneme sahiptir. Babam beni bir kez olsun parka götürmemiştir mesela. Beni sevmediğini düşünmemiştim ama neden istediğim ilgiyi ondan göremediğime dair hep kafam karışıktı küçükken. Bir gün "bak bu ortamdaki herkes bana ne kadar saygı ve hayranlık besliyor. Çok yakınlaşmamak, hakkında çok fazla bilgi vermemek bu işin sırrı. Ulaşılabilir olursan hayranlık da kalmaz" minvali cümleler kurmuştu ben ...

Bir Eylül hikayesi.

Resim
Mevsim değişikliğinden midir, Eylül'ün hali hazırda melankolik bir ay oluşundan mıdır, yoksa benim doğum günüm olan ay olduğundan mıdır bilinmez, ben Eylül'de hep melankolik olurum. Yani olurdum. 28 yıllık hayatımda, kendimi bildim bileli ilk defa bu yıl taş gibi sağlam bir psikoloji ile geçirdim Eylül'ü. Üstelik günlerce dolunay olmasına ve benim aynı ayda iki kere regl olmama rağmen. (Bu tarz bilgileri seninle paylaşmamın sakıncası yoktur umarım okurcum.) Eylül'ün başında Türkiye'de gördüğüm en güzel yerlerden biri olan Akyaka'ya gittim. Huzurun ve keyfin dibine vurdum. Ardından direksiyon derslerim başladı, 6 gün aralıksız araba kullandım hayatımda ilk defa. Dersimin bitişine tekabül eden haftanın pazar günü direksiyon sınavına girecektim. Öncesinden sınav için paramı yatırmış hazır bekliyordum. Ondan sonra da bayram haftası var zaten, kardeşimle 3 günlük bir kaçamak yapacağız.  Önceden bildiğim ama direksiyon sınavımla çakıştığı için gitmeyi düşünmedi...

İzmir Günlükleri: Akyaka Cenneti

Resim
İzmir'e taşındığımdan beri Sığacık, Çeşme, Fethiye, Cunda, Rodos ve Akyaka'ya gittim. Akyaka'ya gitmeseydim Rodos açık ara en güzel tatil güzergahım olacaktı ama Akyaka da gerçekten bir cennetmiş. Pamukkale'nin Fethiye'ye giden otobüsüne biniyoruz, 3.5 saat sonra Akyaka yol ayrımında iniyoruz. Yolculuk sırasında muavine söylerseniz size Akyaka yol ayrımında servis ayarlıyor. Otelimize doğru giderken yolda bizi karşılayan yeşil zaten nasıl bir cennete varacağımız konusunda ipucu veriyor. Servis bizi tam otelimizin önünde bırakıyor: Gümüş Konak. Gümüş Konak O civarda benzer standartlarda bir sürü otel, apart, pansiyon var ama biz sahibinin oldukça ilgili olması, içerisinin çok temiz olmasından dolayı çok mutlu hissediyoruz burada. Gümüş Konak Akyaka'da gidilebilecek bir sürü koy var ama bizim keşfetmeye zamanımız yok. Öneri üzerine Çınar Koyu'na gidiyoruz. Çınar Plajı bence vasat bir tesis ama biz orada koca bir Çınar ağacının gölgesinde çok key...