Kayıtlar

korkuyorum dayı

herkes çok azimli insanları takdir eder durur. azmedip kazandıkları şeyleri kaybedince neye dönüşebileceklerini tahmin edemez kimse. yanlış anlaşılmasın, ben insanlar azmetmesin, çok çalışmasın, mücadele etmesin demiyorum. yapsın ama abartmasın. yeri geldiğinde zorlamanın alemi olmadığını anlasın, hayatta başka şeylerin de olduğunu... oldum olası abartıdan kaçınmışımdır ben. korkuyorum çünkü. başaramadıklarında ya da birileri azmettiği şeyleri ellerinden almaya çalıştığında, ne kadar saldırgan olabileceğini düşündüğüm insanlara benzemekten korkuyorum. şu dünyada hiçbir şey kendini paralamaya değmez bence. eninde sonunda ya kendini yiyip bitireceksin ya da yaşayacağın hayal kırıklığının altında ezileceksin. bir erkeği elde etmek için ya da ilişkisini devam ettirmek için çok mücadele eden kadın, terfi etmek için didinip duran insan, yüksek not almak için kendini paralayan öğrenci.... hepinizden korkuyorum.

Yurdumun tavsiye edilesi yerlerinden: KAŞ

Resim
Yeni işe başlamanın en sıkıntılı tarafı yeni insanlar, yeni ortam filan değil, yıllık iznin olmayışı benim için. Bu sebeple bayram ve her türlü izin, imkanlar dahilinde değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri oluyor. Önümde Ramazan Bayramı, 9 günlük tatil. İlk önce Mısır'da oldukça uygun bir fiyata tur satın almış arkadaşlarıma katılmak geçti içimden ama sonra Mısır'da yaşanan olaylar televizyondan izlemeye benzemez otur oturduğun yerde dedim, gözüm yemedi. Bir gün sonra bir arkadaşım "arabada 1 kişilik boş yer var, Kaş'a gidiyoruz, gelmek ister misin?" deyince sırf o arkadaşımın referansıyla geri kalan 5 kişisini tanımadığım bir grubun tatil gezisine atladım. Pek de güzel geçti OH! Kaş küçücük bir tatil yeri ve kesinlikle tavsiye edilesi. Denizi berrak ve sıcacık. Aktivitesi bol. Rafting, dalış, paraşüt ya da tekne turları. Çeşme Ilıca hariç denizi bu kadar sıcak olan bir yerde yüzmemiştim. Kalacak yerler ile barlar arasında yürüme mesafesi 5-10 d...

Özlemeyi özlemek

İTÜ Sözlük'te okuduğum ve beni gece gece gülme krizine sokan bu yazıyı paylaşmak istedim. 4. cümleye kadar kaptırdım okuyordum, anlamadım bir süre saçmalayamaya başladığını. Gerçekten iyi yedirmişsin karşim. Nicki "ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi" olan bu arkadaşa beni güldürdüğü için teşekkürü bir borç bilirim. özlemeyi özlemek "1.sevginin yerini alışkanlığa bıraktığı zamanların geldiğinin işaretidir... eskiden deli gibi özlediğimiz insanı özlemeyi özlüyoruzdur artık... acı bir ironi var burada, ilişkinin zorlu dönemlerinin şeyolduğu vakit oradan hep beraber zıplayarak tecahül-ü arif. of. banyoda aklıma geldi bu demin, "özlemeyi özlemek", dedim ne özgün bir ifade, böyle oluyor demek ki bu işler, ben de yazabilirim demek ki. fenalık geldi üçüncü cümlede. bir gün bu şekilde dördüncü cümleye geçersem vurun beni. ilk sefer bacaktan vurun ama, uyarı niteliğinde. can bu da."

Facebook orucu

Resim
Facebook başıma gelen en kötü şeylerden biri sanırım. Bağımlısı oldum. Kapatmayı denedim bir kere;1 hafta sonra birine mesaj atmam gerekti, geri döndüm, sonra da kaldım okurcum. Facebook'u kapatmak diye bir şey seçenekler arasında değil şu ara. Hem Facebook'u olmayan insana e-maili olmayan insan muamelesi yapıyorlar. -Facebook'un yok mu??? Nasıl yaneiii??!? *Bir internet sitesine bağımlı oluşum ilk değil ama öncekiler en fazla 1 yıl sürmüştür. Facebook ise 4 yıldır anamı ağlatıyor. Üstüne bir de yeni insanlarla tanışıp ekleştikçe, yok onun hayatı, şunun fotoğrafları & yorumları çıkıp durdukça duvarımda kabak gibi, bir bakmışım saatler geçmiş karşısında. *Birçoğu Facebook'u kendine bir imaj yaratmak için kullanıyor. Facebook'a koymak için fotoğraf çekiliyor, nerdeyim ben bilgisi, iletiler, arkadaş sayısı vs ile paylaşılmak istenen bilgiler yayınlanıp, istemediklerin rimuuv teg yapılabiliyor. Duvarına aktif olarak bir şeyler yazılan, fotoğraflarının al...

Yazık lan bize.

Resim
Biz çalışmak durumunda bırakılan iki genç, farklı ofislerde dakika sayarak çalışıyoruz abi. Yani kendimi burda aklamam gerekirse; daha başlayalı 3 hafta oldu, yapacak pek bir şey yok, ondan sıkılıyorum yoksa iş hayatı çok eğlenceli filan fişman. Soyadını yazmadan ifşa ettiğim bu arkadaş neden bu kadar sıkılıyor bilemem artık, o da çok istiyorsa delikanlı gibi gelir burda kendini aklar. Lakin nedenini fazla derinde değil, şu linkte arayabiliriz bence eheh ************************* mert: günaydın ben: ooo mert beyler gelmiş mert: nasılsınız efendim ben: geç kaldın abi mert: 9dan beri burdayım ne geç kalması ************************* ben: 6 olsaydı iyiydi saat yani mert: ah keşke ben: sen de mi 6 da çıkıyosun? mert: evet ben: saat 9.30 - 5 çalışma saati olarak müthiş bence keşke öyle olsa mert: 10 - 5 daha iyi olur arada belirteyim dedim ben: ama söyle bişi var her zaman yarım saatlik bir pay bırakacaksın insan gelince hemen baslamıyor işe zaten yani 10 olsa 10.30 başlardın mert...

Değmez güzellerim değmez.

Resim
Foto: inContrast Ben flört etmeyi seviyorum abi. Ama her erkekle gönül rahatlığıyla bir flört edemiyosun, sıkılıyosun. Flört etmeyi becerebilen bir erkek çıkıyor karşıma, işte o zaman harika vakit geçiriyorum. Bu flört etmeyi bilen abilerimiz genelde kadınların dilinden anlayan, kolaylıkla tavlayabilen, piç diyebileceğimiz abiler oluyor. Sayısız hayal kırıklığından sonra konunun uzmanı bir insan olarak bilgeliğimi tecrübesiz hem cinslerimle paylaşmayı kendime misyon belirledim. Şöyle ki; piç erkeği yola getirme denen bir şey yok. Akıllı olalım bunu kabullenelim bayanlar. Piç erkek olmayı becerebilen üstelik bundan memnun olan bir erkek, sen istiyosun diye değişecek değil. Artık doyuma ulaşıp düzenli bir ilişki istediği anda karşına çıkarsan belki farklı olur ama zamanla değişeceğini düşünmek saflıktan başka bir şey değil. Gösterdiğiniz çaba ve akabinde gelen hayal kırıklığına değmez. Bana göre dünyada hiçbir erkek buna değmez esasen. Bulun sizi sevecek efendi birini, mutlu mesud yaşay...

karşıki dağlar ve ben.

Resim
foto: karşıki dağlar Acayip bir dönem geçiriyorum. İstemediğim şeylere o kadar fazla zaman ve enerji harcıyorum ki ben ne istiyorum diye düşünecek vaktim bile kalmıyor. Üstelik bunları yaparken bir amacım bile yok. Sadece anı kurtarmaya çalışıyorum zira daha iyisi önüme serilmiyor. Cebimde 50 TL ile günlerce idare ediyorum mesela çünkü günü geldiğinde kira parasını hazır etmeliyim. O parayı kullanmayayım diye yemiyorum, içmiyorum, istemediğim yerde çalışıyorum, istemediğim hayatı yaşıyorum. Böyle düşününce sırf başkasına para kazandırmak için yaşıyormuşum duygusuna kapılmadan edemiyorum. Acayip yani. İnsanlara yaşlı, müdür, patron, erkek, koca diye saygı göstermek gerçeğini inan küçüklüğümden beri hiç anlayamadım ben. Hele ki insanların sırf bu sıfatlara sahip olduğu için saygıdeğer olduğunu düşümesi daha da absürd. Ne yani bir insan kapıcı olduğu için saygı göremez mi? Kendisine saygısızlık yapıldığında isyan edemez mi? Edemiyor çoğu zaman. Bir insanın saygıya değer olması tamamen ka...

Güncellemeler

Resim
Son 1 aydır iş görüşmeleridir, ev aramacadır, bulmacadır, taşınmacadır, içini yaptırmacadır derken her günüm bir koşuşturmaca içinde geçti. Lakin herkes sakin olsun hem işimi hem de evimi buldum. Bir de farkettim ki; hayatımı değiştirmek için kilometrelerce öteye gitmeme gerek yokmuş. Yeni bir ev, yeni bir iş, yeni ev arkadaşı, yeni insanlar derken aynı şehirde bile hayatım epey değişecek. Yeniden. Hayatım demişken; üzerine düşündüm ben nasıl bir hayat istiyorum diye, her şeyi formülize etmeden rahatlayamadığım için şöyle bir formül getirdim: istediğim zaman istediğim şeyleri yapabilme lüksüne sahip olabileceğim kolay bir hayat istiyorum. Ne çok para, ne kariyer sevdasının bu isteğimin önüne geçmesine izin vermeyeceğim. Hiçbir zaman o kadar azimli olup dünyanın saygıyla anacağı büyük işler yapmayacağım belki ama en azından mutlu öleceğim sevgili okurcum. Kafası rahat insan, mutlu insandır, yaratıcı insandır. Son 2 aydır stresliydim, canım sıkkındı, ne adam eğlenebiliyordum ne de ev ...

Başkalarını ikna etmek mi daha zor, kendini ikna etmek mi?

Resim
Foto:Carlos Henrique Reinesch Terketmek, aşkını itiraf etmek, barışmak, istifa etmek, ilk adımı atmak... Beklemek bazıları için çok güvenli, bazıları için ise ızdırap. Yine de karar veren yerine mağdur olmanın hafifliğini yaşamak istiyoruz kimi zaman. O zaman yaşadıklarımızın sorumluluğunu almayız çünkü süreç bizim kontrolümüzde değildir. Olan olmuştur. Hayatı bize sunulduğu gibi kabul ederiz ve önümüze bakarız. Ama kendimiz karar veriyorsak, haklı olmak için gerekçeler üretip dururuz. Zihnimizdeki düşünceler, içimizdeki o emin olma hissi yakamızı bırakmaz. Hele ki işler tahmin ettiğimiz gibi gitmiyorsa insanlar kararlarımızın nedenlerini sorgular ve çoğu zaman neler hissettiğimizi anlamazlar. Hatta aradan zaman geçince biz bile neler hissettiğimizi unuturuz ve bizi o noktaya getiren olaylar sanki hiç yaşanmamış gibi davranırız. Ne yapmalı dersen inan ben de bilmiyorum okurcum. İlişkiniz kötü gidiyorsa bırakın sevgiliniz sizden ayrılsın ya da işinizden mutlu değilseniz kovulmayı bekley...

Bol noktalı romantik bir mood

Resim
Foto: wishinbubble Bazen bir gün, bir gece, bir olay, bir kişi sizin yıllardır sahip olduğunuz anıların toplamından daha anlamlı ve daha güzel bir anı bırakabilir... Uzun zamandır böyle iyi hissetmemiştim dediğiniz anlardır onlar... Bu anların hayatınızda her zaman olmasını istersiniz ama zaten size o kadar iyi hissettirmesinin sebebi uzun zamandır sahip olmadığınız bir duyguya cevap veriyor olmasıdır... Bu duyguyu yaşamak demek illa ki üzgün bir anınızda sizi kurtaran keyifli zamanlar yaşamak demek değildir... Keyfinizin yerinde olduğu, işlerinizin yolunda gittiği mutlu olduğunuz anlarda da karşınıza çıkabilir... Hayatta her daim o anlara sahip olamazsınız... Olmamalısınız da zaten... Yoksa o anların farkını anlayamazsınız... Ve düşününce aslında o anlara, o anılara sahip olduğunuz kadar zenginsinizdir şu hayatta...