20 Kasım 2014 Perşembe

Ne bloggerlar sevdim aslında yoktular. Süper Cem hariç.

Bu postu (Süper) Cem'e ithaf ediyorum efenim. Çok sık aralıklarla olmasa da yaklaşık 5 yıldır blog yazıyorum. Bu blogun popüler olmasına dair hiçbir girişimim olmadı. Elbette okuyan sayısı arttıkça veya geri dönüş aldıkça daha motive oluyorsunuz ama sürekli reklamını yapmaya üşendim açıkçası.
Küçük ama samimi bir kitlenin okuduğunu bilmek bana daha özgür hissettirdi. Öyle devam ettim çünkü yazmak beni inanılmaz rahatlatıyor. Arada denk gelip okuyanlar ve yorum yapanlar içinde beni en çok gülümseteni (Süper) Cem oldu.

Teşekkürler... Selamlar, Saygılar efenim :)

9 Kasım 2014 Pazar

"...bir yetişkin için, aşık olmadan hayat sürmek asla tam anlamıyla heyecan ve tatmin yaşatmıyor.."

Eve döneli tam 3 ay oldu.

Şu yazı zamanlarımdaki enerjim, umudum, her şeyin çok daha güzel olacağı hissi yaklaşık bir ay önce Yiğit Özgür karikatüründeki gibi "Bu ne lan dünün aynısı?" hissine bıraktı okurcum.

Ne yapsam bu histen kaçamıyorum. Hayata dair hep heyecanlı ve hevesli olduğum halde hayat illaki monotona bağlıyor ve ben defalarca bunla yüzleşmeme rağmen bu hissi kabullenemiyorum.


Arkadaşlarımı ayrı ayrı gerçekten çok seviyorum, evimi de... İşim oldukça sıkıcı olmasına rağmen maddi anlamda şimdilik beni tatmin ettiği, yurt dışı seçenekleri olduğu ve patronumla iyi bir frekans yakaladığım için 2.5 senedir çalışmaya devam ediyorum.

Döndüğümden beri bazı arkadaşlarımla farklı aktiviteler yapma hevesimizi hala korumaya devam ediyoruz, bu gazımızı İstanbul gibi bir ortamda korumak gerçekten çok güç çünkü başta hareket etmek olmak üzere her şey epey zorlu bu şehirde.

Hissettiğim şey dönüş sonrası adaptasyon zorluğu mu olduğundan emin değilim ama artık aynı şeyleri yapmak ve aynı hayatı yaşamak konusunda motivasyonumu korumakta güçlük çekiyorum.
Hayatımda şu sıra değişmesini istemediğim tek şey sevdiklerim. Onlarla da farklı bir şeyler yaparak vakit geçirmek istiyorum.

Döndüğümden beri neler değişti diyecek olursanız;

Haftada 4 gün çalışıyorum.
Evim her daim düzenli ve temiz bu da oldukça huzurlu hissettiriyor bana.
Dışardan yeme alışkanlığımı haftada bir-iki gün gibi bir rakama düşürdüm.
Haftada iki-üç gün kendimle baş başa kalıyorum. Dinleniyorum, film izliyorum. Kimseye ihtiyacım olmadan.
Spora başladım.
Lindy hopa başladım.
Kardeşimle daha sık görüşür olduk.
Tez yazmaya başladım.

Kağıt üzerinde belki tatminkar ve iyi bir hayat ama gerçekten eğlendiğim zaman sayısı yaş büyüdükçe azalıyor. Büyüyünce yaşama dair o heyecanı korumak gerçekten çok güç oluyor, Beklentiler, memnuniyetsizlikler ve standartlar artıyor. Sıkıcı ama kolay hayatımı değiştirmek, yeniden başlamak zor geliyor, Sıradanlaşıyorum, bana sunulan hayatı kabullenmeye başlıyorum.

Bazen daha düzenli yaşıyorum, bankada param artıyor, bazen sıkılıp belki heyecanlı bir şeylere denk gelirim diye her teklifi kabul edip, kendimi hırpalarcasına oradan oraya koşuşturuyorum.

Tüm o "kimseye bağımlı olmadan kendinizle de mutlu yaşayabilmelisiniz" zırvalarına inat, bir yetişkin için, aşık olmadan hayat sürmek asla tam anlamıyla heyecan ve tatmin yaşatmıyor.

Üstelik yalnız kalmamak adına seviyeyi çok düşük tutanlardan değilseniz, aşık olmak bu ülkede en zor şeylerden biri. En son ergen zamanlarımda zırt pırt aşık olurdum. Sokağa çıksanız eliniz kolunuz vasata çarpıyor. Kadının da erkeğin de flört etme konusunda oldukça beceriksiz olduğu bir ülkede yaşıyoruz ve ben bir ara bu konuyla ilgili de yazacağım.