29 Ocak 2012 Pazar

Dubai ile ilgili; kısa kısa...

22-27 Ocakta Ortadoğu'nun en büyük Sağlık fuarı Arab Health için Dubai'ye gittim. Fuar oldukça güzel geçti. İş kısımları bana kalsın, Dubai ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum müsadenizle.

Öncelikle uçaktan indikten sonra havaalanında herkesin geçmek zorunda olduğu "göz taraması" prosedürü için şunu söylemek istiyorum: "WTF?"  Tam 1.5 saat göz taraması için sırada bekledim. Sabahın 3'ünde uçaktan indim. 5'te havaalanından çıkabildim. Üstelik bu bir seferlik bir şey değil. Dubai'ye her gelişinizde geçmek zorunda olduğunuz bir prosedür.


İlk intibam oldukça kötü olsa da, Dubai'yi çok sevdim. Belki sadece 5 gün kaldığım içindir. Bu zamana kadar sadece Avrupa'yı görmüş biri olarak bambaşka tarzda bir şehir ve ülke görmek gerçekten ilginç oldu.

Şu hayattaki en büyük problemi; yönünü bulamamak olan bendeniz için bilmediği bir şehirde her yere taksi ile gidebilmek inanılmaz büyük bir kolaylık oldu ve ben kolay olan şeyleri severim.

Taksiler çok ucuz, taksiciler çok yardımsever ve sizi dolandırmaya çalışmıyor.

Üstelik Dubai'deki birçok Arap İngilizce konuşabiliyor.


*Gece hayatı iyi diyemem. Ya da ben iyi olan bir yere gitmedim. Zaten şu zamana kadar gezdiğim yerlerde İspanya dışında gece hayatı çok iyi diyebileceğim bir yer görmedim.  Barlar en geç 2'de kapanıyor. Sadece otellerin diskoları sabah 3'e kadar açık. Böyle durumlarda "Cağnım İstanbul'um" diyesi geliyor insanın. Bar demişken; Budha bar ve Irish Village gidilmesi tavsiye edilen yerlerden.



Çok modern bir şehir Dubai. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Diğer emirlikler bu kadar modern midir emin değilim. Böyle İslam ülkesi olsun canımı yesin yani.

Alışveriş merkezi olarak Bur Juman ve Dubai Mall'a gittim. Tamam enterasan alışveriş merkezleri var ama iki adımda bir alışveriş merkezi dikilen bir şehirde yaşayan biri olarak alışveriş merkezlerinden etkilenmemi beklemeyin.

Dubai'ye geldiğim ilk andan itibaren çok rahat, özgür ve mutlu hissettim okurcum. Herkesin yardımsever olması, herkesin ingilizce konuşabilmesi, güvenli olması, taksilerin ucuz olması, ulaşım kolaylığı vs. benim için kesinlikle hayat kurtarıcı oldu. Aksi takdirde, sabah 9 akşam 6, 4 gün boyunca fuarda koşuşturduktan sonra kesinlikle götümü kaldırıp her akşam bara gidemezdim diye düşünüyorum. (Göt dedim çok özür diliyorum.)

Son olarak; Dubai'de yollar geniş geniş pek güzel. Adamlar ileri görüşlü bilader. Dubai Convention Center'a da bayıldım. Bizim fuar merkezlerinden çok çok daha iyi kesinlikle.


27 Ocak 2012 Cuma

O zaman çal bir İbrahim Tatlıses türküsü!

Kadınlar 3 ayrılır...

Salak olanlar, zeki olup salağa yatanlar, zeki olup salağa yatamayanlar (feminist olurlar).

Zeki olup salağa yatamayan kadınlar; ilişkilerdeki oyunların farkında olsalar bile hayata karşı duruşlarından dolayı mevcut sisteme ayak uyduramazlar. Ayak uydurmalarını istemek tıpkı rock seven bir insana İbrahim Tatlıses'in "Bir taş attım pencere'ye" türküsünde göbek atmasını istemeye benzer. Hadi müziğe bir şekilde uyum sağladın ama beynin o şarkı sözlerini yoksayabilecek mi okur? " Demirciler demir döğer ocakta, şimdi ki kızlar ne hoş olur kucakta vay vay " diye bütün benliğini hiçe sayıp şarkıyı söyleyebilecek misin?

Olmuyor işte.

Zeki olup salağa yatamayan bir kadın; aslında bütün kadınsı taktikleri bilmesine rağmen bütün erkeklerin aynı şekilde tavlanabildiği bir dünyanın taktiklerini reddeder. Erkeğin yaptığı komik olmayan bir espiriye gülmez, onu sürekli övmez, kendisini övdüğü zaman onu desteklemez ve sonunda erkek egosu; onu tatmin edecek başka arayışlara girer ve de bu kadınlar kendilerini gerip çekip feminist olurlar.

Erkek düşmanı olarak görünseler de aslında amaçları salak kadınların gözünü biraz olsun açabilmektedir. Bu uğurda yorulmadan konuşurlar, tavsiye verirler, kitap yazarlar, blog yazarlar, söyleşi yaparak idealist bir tutum takınırlar. Lakin kendilerini anlayacak olan yine kendi zeka seviyesine sahip kadınlar olacağı için nafile bir çaba içindediler kanımca.

Kadınlarla erkekler arasında en büyük farklardan biri; kadınların bireysel tutumlarının aksine erkeklerin birbirlerini desteklemeleridir. Sanki dünyada iki tip insan varmış, herkesin DNA'sı aynı işlenmiş gibi (istisnalar kaideyi bozmamakla beraber) genelde erkeklerin ve kadınların tutumları benzerlik gösterir. Kadınlar birbirlerini övmez hatta birbirlerinin moralini bozmaya çalışırlar mesela. Bu güzelim kadın bu erkekte ne buluyor dediğimiz ilişkilerin derininde gerzek bir kız arkadaşın manipülasyonu olduğu inancındayım.

Diğer taraftan; ben henüz kendini beğenmeyen bir erkekle karşılaşmadım okurcum. En çirkini bile kendini beğenir, kadınların onu beğendiğini sanır, olayları çarpıtır, abartır, yalan söyler hatta söylediği yalana kendi bile inananabilir. Hadi erkek egosu denen şey yüzünden o inanıyor da, e be saftrik kızım; sen niye inanıyorsun dimi? Yani adam sana "ben superman'im aslında" dese ona bile inanacaksın!

Kitleleri peşimden sürüklemek gibi bir amacım olmasa da çevremde bana ilham veren gözlemlerim sonucunda benim de  mesaj içerikli bloglarım olmadı değil okurcum... Hatta bir-iki saftrik kızın gözünü açma idealim bile vardı...

Ta ki...

Şu aralar oldukça popüler olan İspanyol biscolata Carlos Martin bizim aramızda bambaşka sebeplerden geyik konusu. Websitesindeki nü fotoğrafları; gördüğüm en seksi erkek fotoğrafları diyebilirim. Yani o beyaz slipiyle gelsin (slipsiz gelsin), "ben superman'im" desin, ben koşulsuz şartsız inanmaya razıyım. Yemişim feminizmi!

8 Ocak 2012 Pazar

Yapmayın etmeyin bacılar!


Bu cumartesi gecesi İzmir'den gelen bir misafirimin burada yaşadığı bir meseleden dolayı kafası bozuktu. Benim ise dışarı çıkma planım birlikte dışarı çıkacağım arkadaşıma son dakika iş dayatılmasıyla yalan olmuştu. Evde güzel bir ortam vardı ben de yeni bir plan yapmaya üşenmiştim.

Televizyonda bir kitap tanıtımı görmüştü. Tam ruh haline uygun bir kitap olduğu için koştura koştura aldı o kitabı. Cumartesi geceki planı o kitabı bitirmek oldu. Benim de planım yalan olunca evde kitap okuma gecesine dönüştü gecemiz bir anda. Hem de nasıl keyifli, nasıl kahkalarla...

Kitapta beğendiği kısımları bana okuyor, üzerine konuşuyorduk.

Kitapta yazılanları kendi yaşadıklarımızla özdeşleştirince, gelecekte takınacağımız tavırlarla ilgili hayallerimiz  çok komik bir hale geldi. Kitap bizde bir bilinç sıçraması yarattı mı bilinmez ama bu geceki ruh halimiz üzerine oldukça iyi bir etkisi oldu kesinlikle :)

En son aşağıdaki şu aşağıdaki bölümü okuyunca "evet yaaa ben buna cidden inanıyorum, oluyor bu kesinlikle" diyip aşka geldim, paylaşmak istedim. Kitapta çözüm önerileri de mevcut, alın okuyun bacılar. Ufuk açıcı öneriler var Seda Diker'in " Aslında Giden Erkek Yoktur" adlı kitabında.


 ...." Erken biten ilişkilerde, sevgisi yarıda kesilen kişi, enerjisini karşı tarafa istem dışı akıtmaya başlar. Enerji bedeni gitgitde küçülür. Kadının küçülen yaşam enerjisi, onun gitgide matlaşmasına, moralinin bozulmasına, yüreğinde sürekli bir sıkıntıyla dolaşmasına hatta işlerinin ve bolluk ve bereketinin bozulmasına sebep olur. Çünkü kadına ait bolluk, bereket ve beğenilme hali, olduğu gibi, karşısındaki erkeğe geçmektedir. O sırada erkek gitgide parlar, şansı açılır, keyfi yerinde olur hatta eğer bilinçaltında para konusunda bir engeli, korkusu yoksa işleri açılır. Erkek, kadının bolluk ve bereket enerjisini de kullanır hale gelir...

Böyle bir ters akışı olan ilişkiniz varsa erkek arkadaşınızı terk edip görmekten vazgeçmeniz işe yaramayacaktır. Hala enerji kaptırmaya devam edersiniz. Yapmanız gereken tek şey, onu tamamen aklınızdan çıkartmak hatta düşünmeyi bile bırakmaktır. İşte o zaman, erkeğin bilinçaltı, akış kesildiği için, bunu fark eder ve hatta akışın kimden kesildiğini bile anlar. Bu kez, enerjiyi geri alabilmek ve beslenmesini sürdürebilmek için kendini size hatırlatacak küçük mesajlar atacaktır. Üstelik bu mesajlar hiç de gelecek vaat etmez. Sadece dikkatinizi yeniden kendine çevirmek istiyordur.

Oysa kadın yeniden umuda kapılır. Kim bilir, belki erkek yaptığı hatayı anlamıştır, onu özlemiştir, yeniden ilişkileri eskisi gibi olacaktır... Bu düşünce ve beklentiyle mesaja cevap verdiği anda erkek yeniden kendini geri çeker. Çünkü almak istediği enerji yeniden kendisine akmaya başlamıştır."

Abi kapa o şalteri kapa. Akmasın enerji yeter!