30 Mart 2017 Perşembe

Mükemmel erkek

İstisnalar kaideyi bozmamakla beraber, ilişki içindeki kadın ve erkeğin davranışlarında herkes tarafından bilinen çok bariz bir farklılık var; kadının sürekli ilişkiyi oldurtma çabası. İyi bir eş, iyi bir baba olabileceğine inanıyorsa, iyi bir geliri varsa, mantıken doğru bir insansa sevmeye çalışıyor, ya da kalbi onay veriyorsa aklının da onay vereceği bir formata dönüştürmeye çabalıyor.

İlişkiyi devam ettirmek için değişmek, karşı tarafın değişmesini istemek, esnemek, emek harcamak aslında kötü bir şey değil ama iki tarafın da istemesiyle anlamlı olabilecek bir uğraş. Çoğu zaman erkeklerde böyle bir çaba görmüyorum, erkekler tüm beklentilerini tek bir kadından karşılamak için çok da kendini zorlamıyor.

Bunun temel sebebini erkeklerin yaradılışına, vay efendim çokeşli yapısına bağlamıyorum ben. Şimdi bohem bohem insanın aslında bir hayvan olduğu, erkeğin dölleme içgüdüsüyle dolup taştığını söylemeyin beyler. Hanginiz etrafınızdaki kadınları dölleme iç güdüsüyle dolup taşıyorsunuz allasen? Kazara birini hamile bırakmaktan bile ödünüz kopuyor. İnsanlar hayvani güdülerini kontrol edebilecek şekilde evrimleşmiş artık, toplumsal anlamda kabul görmeme korkusu içgüdülerimizden daha ağır basıyor.

Erkeklerin bu kolaycılığı bence genetiğinin değil, patriarkal düzenin bir sonucu.
İyi bir eş, evine iyi bir hizmetçi, çocuklarına iyi bir anne olabileceğini düşündüğü kadınlarla evlenme, kendini heyecanlandıran diğer kadınlarla ilişkilerini sürdürme gibi bir özgürlüğe sahip çoğu zaman.

Günümüzde sadakat konusunda dengeler değişse de, hala erkeklerin kadınlara göre çok daha rahat olduğunu söyleyebiliriz. Boşanmak, çocuk yapmışsa çocukla ilgilenmemek, aldatmak gibi eylemler terkedilmekten çok daha ağır bedeller ödetiyor kadınlara; ayıplanmak, dışlanmak, taciz, tecavüz hatta bazen cinayet gibi.

Dolayısıyla birçok kadın o topa girmeye korkuyor. Bu yüzden kadınların tek bir şansı var; elindeki adamı mükemmel bir hale getirmek. Nedir bu mükemmel erkek diye sorsak, tüm kadınlar aşağı yukarı benzer şeyler söyler; iyi bir işi olan, iyi eğitimli, görgülü, herkesin onayını kazanan, bizi çok seven, bizim de çok sevdiğimiz, yakışıklı, komik.... Hepimiz farklıyız ama hepimizin mükemmel erkeği aynı nedense!


"Unutma hakiki erkek, yüzlerce erkekten meydana gelir. Zaten bir zaman sonra, yüzlerce erkeğin sana verdiğini, bir tek erkekten beklemeyecek kadar olgunlaşmış olacaksın sen de." demiş vaktiyle Murathan Mungan.

İlişki için emek harcamak evet değerli bir çaba ama bu çaba mükemmel erkek ve ilişki yaratma fantezisine dönüşünce anlamını yitiriyor, yorucu ve yıpratıcı bir hale geliyor. 

19 Mart 2017 Pazar

Özür dilemek

Kimler özür dilemez?

Devlet genellikle dilemez mesela.
Katliam da yapsa, haksız, hukuksuz şiddet uygulasa, tutuklamalar da yapsa, "ya biz hata yapmışız, özür diliyoruz" demez. "Ama onlar da..." ile başlayan, kendi haklı çıkarmak adına bir ton argüman üretir. Mağdur olan mağdur olduğuyla kalır.

Otoriter bir baba yaptığı hata için çocuğundan özür dilemez mesela.
Ya da bir koca, abi, otoriter bir anne, kız arkadaş...

Bunların hepsinin ortak özelliği; kendini karşı taraftan üstün gördükleri için özür dilemeye bile tenezzül etmemeleri...

Kişiler arasında birebir böyle bir diyalog olmasa da, özür dilememenin karşı tarafa bir üstünlük taslamak olduğuna dair sözsüz bir iletişim vardır, herkes bilir bunu.

Yani biri sizi mağdur ettiği zaman, hem mağdur edilmiş, bir de onun üstenci tavrına maruz kalmış oluyorsunuz.

Bu da haliyle sizi öfkelendiriyor, karşı tarafa yaptığının sorumluluğunu alması için baskı yapıyorsunuz, duvar gibi kayıtsız bir muameleyle karşılıyorsunuz.

Sevginin zıttı öfke ya da nefret değil, kayıtsızlıktır.

Yani özür dilemeyen insan, karşı tarafı hem mağdur etmiş, hem üstünlük taslamış hem de "zerre kadar değerin yok" mesajını vermiş oluyor.

Tüm bu sebeplerden özrün anlamı büyük. "Bir özür her şeyi çözer mi?" demeyin, inanın birçok şeyi çözer.