2 Nisan 2015 Perşembe

Aforizmalar

İnsanoğlunun özgürlük mü güvenlik arayışı mı daha ağır basıyor ben bilemem, uzman değilim. Kendimi hiçbir zaman çok ciddi anlamda tehlikede hissetmesem de, küçükken "beni korumaya çalıştıkları" için özgürlüğümü kısıtlayan büyüklerimi hiç anlayışla karşılayamadım. Bana karışılmasından hep nefret ettim. Herkes özgürlüğü sever biliyorum ama bağımsızlığına epey düşkün benim gibi insanlar için en büyük cehennem yaşam tarzlarına karışılmasıdır herhalde. Bünyem direkt tehlike altındaymış gibi alarm veriyor. Belki de bu sebeple son birkaç yıldır bu ülkede endişelerim çok arttı. Belki de bu sebeple gündemi sürekli takip eder oldum. Bir ara "artık sinirlerime iyi gelmiyor, gündemden biraz uzak kalmak istiyorum" desem de beceremiyorum okur. Her şey o kadar göz önünde ve o kadar yanlış ki. Cübbe ile serbestçe adliyeye girip savcıyı rehin alan bir eylemci (evet ulan terörist demiyorum) yüzünden diğer tüm avukatlar POTANSİYEL SUÇLU ilan ediliyor. Bakın mesele güvenlik olsa; hakim, yargıç herkesin kontrol edilmesi gerekirken sadece avukatların çok katı bir şekilde üstünün aranmasının savunulacak, anlaşılacak hiçbir tarafı yok. Bu ülkede ne zaman kötü bir şey olsa, bunun sorumluluğunu siyasilerin almamasından, güvenliği sağlamayı daha makul ve özgürlüklerden feragat etmemeyi ön plana koyacak şekilde yapmaktansa kolaycılığa kaçıp daha katı uygulamalarla yapmanızdan, hayatımızın her alanına müdahale etmenizden bıktım. Korkaklığınızdan ve despotluğunuzdan bıktım. Sevgisizliğinizden bıktım. En büyük suçlu siz iken suçu sürekli başkalarına atmanızdan bıktım. Bünyenizde barındırdığınız azıcık sabır ve hoşgörünün hemen tükenmesinden bıktım. Evet bazı insanlar her türlü kötülüğü yapabilir ama bunlar O  BAZI KİŞİLERİN SUÇUDUR, tüm insanların değil. Böyle koruyacaksan, beni KORUMA AYI diyorum müsadenizle.


Ben gösterişli sevgi gösterilerini, ilgiyi hep samimiyetsiz bulmuşumdur. Bu sebeple, yapmaktan itinayla kaçınırım. Misal; sevdiğiniz birinin bir yakını vefat etse, sizden beklediği şey, onun elini tutmanız ya da içten bir şekilde sarılmanızdır kuvvetle muhtemel. Kendinizi parçalamanıza gerek yoktur hatta abartılmış ilgi, acıyı ve yükü de arttırır bana göre. Bu yüzden hep günlük hayatın içindeki küçük inceliklerle mutlu olurum. Aslında herkes küçük küçük katkıda bulunsa hayata hem kimse tükenmez hem toplanınca gerçekten büyük katkı yapar insana. Birlikte yaşamanın güzelliği burada ama biz birlikte yaşamanın her türlü eziyetine katlanırken, hiçbir güzelliğini önemsemiyoruz. Düşünceli olmayı, inceliği itibarsızlaştırmayı günlük hayatın bir pratiği haline getiriyoruz. Kimse düşünceli ve kibar insanların hayata ne kadar değer kattığını takdir etmiyor. "Kendin için yaşa", "biraz bencil ol" tavsiyeleri havada uçuyor. Ben şu an hayatımı sadece kendim için yaşıyorum da ne oluyor? Varlığımın da yokluğumun da çok fazla değer yaratmadığı bir hayat bu. Bencillik ve kendi için yaşamak kısa vadede müthiş bir haz getirse de uzun dönemli mutluluk getirdiğine inanmıyorum açıkçası.



Bir de alışkanlık hissinin tehlikeli olduğunu düşünmeye başladım. Size öyle bir güvenli alan yaratıyor ki, başka bir dünyanın varlığını unutuyorsunuz. İşler sıkıcı bir hale gelse de, insanın her duruma alışabileceğini bilseniz bile, rutininizi değiştirmek zor geldiği için bambaşka zevklerden, hayatlardan mahrum kalıyorsunuz.

Önümüzdeki günlerde vermem gereken önemli kararların önündeki en büyük engel bu alışkanlık hissi işte. Bakalım beni uyuşturan ve kağıt üstünde güvenli ve mantıklı bir kararı mı seçeceğim yoksa oldukça radikal planların peşine mi gideceğim? Önceden olsa kesinlikle ikinci derdim ama fevri kararlar almamayı öğrenmek de büyümenin bir gereğiymiş meğer. Bu sebeple büyümek hiç güzel bir şey değil.

Not: Fotoğraflar için tık