28 Aralık 2014 Pazar

2014


Bu sene Mart ayında 5 aylığına Almanya'ya yerleşeceğim gerçeğiyle başladı. Şirketime 5 ay yurt dışında yaşayacağımı dönünce tekrar devam etmek istediğimi söyledim, kabul ettiler. Evi de kapatmadık, kardeşim ben dönene kadar evimde yaşamaya devam edecekti. Ocak'ta iş için Almanya'ya, Şubat'ta Dubai ve Irak'a gittim. Mart'ın sonunda Almanya'ya yerleştim. Nisan'da Prag'a, Mayıs'ta Hamburg'a, gittim. Uzun zaman sonra "aradığımı buldum" dediğim ilişkim Almanya'da iyice sarpa sardı, birbirimizi daha fazla mutsuz etmedik, ayrıldık Mayıs'ta. Haziran'da Oslo'ya gittim. Kopenhag'a bilet aldım, otobüsü kaçırdım. Temmuz'da annemi Berlin ve Prag'a götürdüm, beraber çok eğlendik. Çok partiye gittim, çok içtim. İnsan gibi yaşamak ne demekmiş onu gördüm Almanya'da. Berlin'e aşık oldum. Ağustos'ta geri geldim. Kendi evimle, ailemle ve arkadaşlarımla özlem giderdim. Ağustos'un sonu iş için Moskova'ya gittim. Eylül'ün ortasında çok sevdiğim bir arkadaşımla Avşa'da kısa bir tatil yaptım. Sonra tam zamanlı (haftada 4 gün) ofis yaşamına geri döndüm. Eylül sonu Ekim başı da yine iş için Valensiya'daydım. Ekim'de en yakın arkadaşlarımdan birini evlendirdik, bu sebeple İskenderun'a gittim. Ekim'in sonundan beri yerimden kıpırdamadım. Yılbaşında da annemle Üsküp'e gidiyoruz.

                 

                                               
Haftada 4 gün çalışmaya başladım. Bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliğin bu olduğunu düşünüyorum: az çalışmak! Sırf birileri daha az çalışarak daha fazla para kazansın diye üç kuruşa haftada 5-6 gün çalıştırarak insanların emeğini ve yaşam enerjisini sömürüyorlar. Emek sömürü bu ülkenin her zaman en büyük meselesi olmuştu, haberlerde isyan eden gençleri izliyorduk ama biz yaşamadan bunun farkına varmamıştık sadece. Söz konusu "biz"olunca farklı olur sandık. Mezun olduk, bize teklif edilen rakamlara hayret ettik lakin bize layık görülen boktan yaşama hala isyan etmiyoruz. Herkes bir şekilde bu hayatı yaşamaya devam ediyor.

Ayrıca 6 ay ofiste olmamama ve 3 aydır haftada 4 gün çalışıyor olmama rağmen satışlarım geçen yılın neredeyse iki katı. Haftada 5-6 gün en az 9 saat çalışınca verimin yükseleceğine inananlara duyurulur.


Mezun olduğumdan beri 5 yılda 4 iş değiştirdim. Hiçbir maddi güvencem olmasa da emeğimin karşılığını alamadığımı düşündüğüm yerden radikal bir şekilde ayrıldım. Çok fazla üzerine düşünüp hesap yapmadım. Bir şekilde yolumu bulurum dedim, buldum da. O yüzden söylenmeyi bırakıp bir şeyleri değiştirin derim, hala enerjiniz varken. Çünkü günde en az 9 saatini harcadığın işini sevmezsen, geri kalan her şey mükemmel de olsa mutlu bir hayat sürmen mümkün olmayacak.

               

Yüksek Lisans mezuniyetim için tez yazmaya başladım. 3 ay boyunca biraz fazla ağırdan aldım, pek bir ilerleme gösteremedim. Yılbaşından sonra tezi hızla bitirmek istiyorum. Yeniden spora başladım ve bu sefer düzenli devam etme adına büyük umutlar taşıyorum.

Çok sevdiğim bir arkadaşımla Lindy Hop kursuna başladım ve son günlerde benim için en eğlenceli aktivite haline geldi. Leş İstanbul gecelerinden bıkmıştım, dans etmek için gece dışarı çıkmayalı çok olmuştu. Şimdi gerçekten güzel bir topluluğun olduğu bir ortamda dans ediyorum.


             

Bu yıl hep kendi istediklerimi yaptım.
Bu yıl çok eğlendim, çok üzüldüm de. ama eğlendiğim zamanlar daha ağır basıyor sanki.
Bu yıl kendim de dahil olmak üzere, birkaç kişi adına yaşadığım hayal kırıklarını yeni farkettim, yüzlerine söylemeye cesaret edemedim. 
Yurt dışında yaşama deneyimimin anlam arayışıma cevap olacağını düşündüm, cevabı orada değil de döndükten sonra buldum.
Bu yıl yapılacaklar listeme çok tik attım.
Bu yıl çok seyahat ettim.
Bu yıl evimi sürekli düzenli ve temiz tutmayı başardım.
Bu yıl 5 kilo fazlamı yine veremedim.
Bu yıl ilk defa para biriktirme isteğimi eyleme dönüştürdüm, ufak bir miktar da olsa para biriktirebildim.
Bu yıl ilk defa depresyona girdim, hem de ağır sayılabilecek türden.                                      

                      

Hayatta en keyifli zamanlarımın "ben olmak"tan biraz uzaklaştığım zamanlar olduğunu farkettim, sarhoş halim, seyahatteki halim, yurt dışındaki halim, yoldaki halim, aşık halim...

Hayatım ne kadar değişirse değişsin hep aynı şeyleri yaşıyormuşum gibi geldi. Hayatımdan ziyade kendimi değiştirmekten başka çözümüm olmadığı gerçeğiyle yüzleştim ve bu ilk başta çok umutsuz göründü gözüme. Kısır döngülerimden, hep aynı kişilerle aynı muhabbetleri yapmaktan, kaliteli, sıradan ve duyarlı bir insan olmayı önemseyip bunun pratikte hiçbir faydasını görememekten, içinde bulunduğum sistemin, ülkenin bana hep değerlerimi sorgulatmasından, kendimi mutlu etmek için sayısız planlar yapıp hep geleceğe odaklanmaktan, hep anı kaçırmaktan... sıkılmıştım.

Döndükten sonra bir ay süren bir depresyon geçirdim ama kimse çok farkına varmadı. Her zamanki gibi kendi kendime atlattım. Küllerimden yeniden doğdum, iki aydır belki de çok uzun süredir olmadığım kadar dingin ve huzurlu bir moda büründüm.

                       
                                                                                                 
Benim yaşadığım bir sorundan yola çıkıp genelleme yapmam doğru olmaz belki ama ben yine de genelleyeceğim okur. Sürekli plan yapan insanlar gizli mutsuz gibi geliyorlar bana. Şöyle düşünün, sizi şu an mutlu eden şey, sürekli onun üzerinden hayatı kurguladığınız, planlar yaptığınız şey, ya bir an geldiğinde hiçbir şey ifade etmezse? O zaman neye tutunacaksınız?

Seyahat etme planı, evlenme planı, kendi işini kurma, çocuk sahibi olma planı... Ne duygularını ne yaşadıklarını kontrol edebiliyorken, plan yaparak hayat geçirmenin anlamsızlığı... "Şu an böyle hissediyorum, böyle yaşıyorum, başka zaman başka şey istersem onu yaparım" dedim.

Üstelik istediklerimi yapmak için de kimseye ihtiyacım olmadığı gerçeğine inandırdım kendimi.

Buna gerçekten inanınca kendinizi güçlü ve iyi hissediyorsunuz.

Böyle düşünmeye başlayınca ölüm korkum da gitti. "Daha yapacak çok şeyim var" hissimden kurtuldum, yaşadığım zamanı keyifli geçirmeye odaklandım, son iki aydır anları daha keyifli yaşıyorum.

2015'ten tek beklentim ise "an"da kalmak. Yaşam enerjimi hep yüksek tutmak istiyorum ve bunu emen her şeyden de uzak kalmak...

Şimdiden iyi seneler olsun herkese!

Resim 1
Resim 2
Resim 3
Resim 4
Resim 5
Resim 6

17 Aralık 2014 Çarşamba

2014'ün son demleri: Kısa Kısa

Okur okur okur...

Son zamanlarda pek keyifliyim, Türkiye'de yaşıyor olmam gerçeğine rağmen.... nedenleri bilahare yazarım uzuuun uzuuun...

&

2014 ne muhteşem bir yıl oldu ama! Sanki 10 hayat yaşadım hala daha bitmedi.

&

Hayatımdaki adam yılın yarısında çok yoğun bir şekilde vardı, yarısında hayatımdan çıktı ve bir daha hiç haber alamadım, bir süre yurt dışında yaşadım, defalarca seyahat ettim, yepyeni kararlar aldım, hobiler edindim, hayatıma hızla insanlar girdi ve aynı hızla da çıktı.

Uzuuun uzuuun bir 2014 yazısı da yazacağım, bilahare.

&

Barbaros Altuğ'un röportajını okuyordum şimdi, pişmanlık üzerine şu cümlesi düşündürdü:"Hayatımızda alt edemediğimiz duygu. Mutluluk gelip geçiyor, acıyı bile alt edebiliyoruz kendi içimizde ama pişmanlık hep duruyor." 

Mutluluk, öfke, heyecan, huzur, melankoli hatta stres bile. Denge kurabildiğiniz sürece hayat tüm duygularıyla güzel... pişmanlık hariç. İnsanı bu kadar tüketen başka bir duygu daha yok.

Bu yüzden herkese pişmanlıklarını en aza indirdiği hayatlar yaşamasını tavsiye ediyorum. Benim bu yılım öyle oldu, tüm duygular vardı, kimisi daha yoğun ve çokça, kimisi daha az ama geride dönüp baktığımda pişmanlığım yok!

&

2015 Nisan ayında tam 5 yıl olacak. 5 yıldır Ortaköy'de yaşıyorum. Verdiğim en güzel kararlardan biriymiş.

Güvenli olmasını, aradığım her şeyi bulabilmeyi, mahalle kültürünü, güler yüzlü esnaflarını pek çok seviyorum. Aidiyet hissediyorum buraya.
Kafam bozuk olduğunda kimseyi aramadan sahile gidip, İstanbul'un en güzel boğaz manzarasına bakarak çok içmişliğim vardır.

&

2.5 aydır yurt dışına çıkmadım. Havaalanını özledim resmen!

&

Yılı annemle birlikte Üsküp'te bitireceğim.
En ucuz nereye uçak bileti vardır diye baktığım bir sıra, gidiş dönüş 84 EURO'ya Üsküp bileti buldum, vize de gerekmiyor, annemi aradım "Üsküp'e gider miyiz?" diye. "Al ya gidelim" dedi çılgın.

Bol bol yiyip, bol bol içip, gelen hesaba "OHA ÇOK UCUZ" diyip mutlu olacağız 3 gün boyunca.

Sevgiler.
T.


8 Aralık 2014 Pazartesi

Dostluk

Galiba şu hayatta beni ikili ilişkiler kadar yoran bir şey yok. Dost sahibi olmamız gerektiğine dair devamlı bir baskı var üzerimizde. Ben de bu fikri öyle içselleştirmiştim ki, her şeyden önce insan ilişkilerini önemser olmuşum... kendimden bile önce. Bu konuda kimsenin baskısı olmadı sağolsun, bunu ben kendime, sırf yalnız kalmama içgüdüsüyle yaptığımı şimdi farkediyorum.

Hayatımın her döneminde, ortak bir ilgi alanı vesilesiyle güzel frekans yakaladığım ve uzun yıllar görüştüğüm insanlarla kesişti yolum.

Bir süre sonra bazılarıyla bu ortak ilgi kaybolmaya başladı, yerine başka bir şey de koyamadık bu sebeple arkadaşlığımız sıkıcı bir hale geldi. Ortak bir ilgi alanınız olmadığında ortak konular hep kişisel hayatlarınız olur, o kişinin ne yaptığını bilirsiniz, o sizin hayatınızı bilir, hep aynı şeylerden konuşurken bulursunuz kendinizi. Hayat yeterince monotonken ilişkilerinizin de monoton olması epey depresif yapar sizi.

Bu durum kişilerin sıkıcı olduğu ya da artık birbirini sevmediği anlamına gelmez. Saygı olduğu sürece ben bu sevginin hiç bitmeyeceğine inanıyorum ama sevgi bitmese de ilişki bitebiliyor, saçmalık burada.

İşte ben ilişkinin bitmesinden korktuğum için sürekli olarak iletişimde kalma halini önemser oldum. Yapmak istediklerime zaman kalmasa da insanlarla görüşmenin öncelikli olduğuna inandım.
Sonra düşündüm, bu kadar emeğin karşılığı olarak ne bekliyorum diye?

                                       
Zor zamanımda yardım etsinler diye mi?
Haksızlık etmek istemem, önemli konularda hiçbir arkadaşımdan yardım istemedim, kendi başıma hallederim kimseye zahmet vermeyeyim dedim, belki de yardım etmezse bir tavır takınmam gerekir diye korktum ama nerdeyse hiçbir arkadaşım, dostum dediğim kişinin somut bir şekilde "işe yaradığını" görmedim lakin hiç emek vermediğim bir sürü kişinin faydasını gördüm.

Güzel bir frekans yakaladım diye mi?
Ben keşfetmeye meraklı olduğum sürece hayatımın her döneminde güzel bir frekans yakaladığım birilerini buluyorum ve bulacağıma dair inancım sonsuz.

Öldükten sonra "ne kadar sevilmiş?" desinler diye mi?
Ulan ölmüşüm zaten kim takar benim için ne dediklerini.

E kendi başıma da keyif alabiliyorken ilişkilere neden ihtiyacım var diye düşünmeye başladım ister istemez. Düşündüm ve buldum.


Eğer ki psikopat değilse biri, doğası gereği illaki bir şeye sevgi ve bağlılık hissedecek. Bundan kaçış yok. Sevdiğin biriyle güzel bir muhabbet etmek ya da farklı şeyler paylaşmanın insanı daha dengeli ve mutlu ettiğine inanıyorum.

Bu sebeple sevmek ve sevdiğim kişilerle uzun yıllar iletişimde kalmak istiyorum.

Sevdiklerim mutlu olsun istiyorum sevgili okur. Ben kendimi mutsuz hissettiğimde sadece sevdiğim, tanıdık insanların yüzlerini görüp mutlu olayım istiyorum.

İşim düştüğünde bana yardımcı olabilecek kişiler biriktireyim hayatımda, onlara da imkanım varsa aynı şekilde yardımcı olabileyim istiyorum.

Aylarca bile isteye görüşmeyi tercih etmemiş olabiliriz ama ben aradığımda o insanın yine orada olacağını, bir yere gitmediğini bilmek istiyorum.

Fayda bekliyorum insanlardan. Bir insana emek ve zaman harcamanın karşılığını bekliyorum elbette.
Bunları böyle açık açık söyleyince bencil ve çıkarcı gibi görünüyorsunuz ama benim için kılını kıpırdatmayan insanlarla yıllarca yakın dostmuşuz gibi davranmaya devam etmek istemiyorum mesela.

Kimisi sırf merak ettiği için ya da yalnızlıktan korktuğu için bir yaşama güdüsü olarak sürekli iletişimde kalma ihtiyacı içinde oluyor, kimisi hayatını renkli göstererek gördüğü ilgi ile mevcudiyetine anlam katıyor ve bu ilgiyi kaybetmemek için ikili ilişkilerde asla tam anlamıyla samimi olmuyor, en kırılgan taraflarını paylaşmıyor karşısındakiyle. Bir de işi düştüğünde aramanın yanlış olduğuna dair saplantılı bir inanç var ilişkilerimizde. Bunun bencilce olduğuna inanan güruh, arkadaşına yardım etmenin ön koşulunu onunla ne kadar vakit geçirdiğine endeksliyor ve bu normal oluyor garip bir şekilde. Bu yüzden bir süre sonra ilişkiler samimi, keyifli  ve faydalı olmaktan başka her türlü amaca hizmet ediyor.