12 Şubat 2013 Salı

Hayatın cilveleri.

Ne zamandır şöyle bir damar yapasım vardı da nedenim yoktu. Mini bir drama yaşadım daha yeni, fırsat bu fırsat şarabımı açtım, en damar şarkıları playlist'e koydum, yazmaya başladım. Yarım şişe şarap içtim, saçmalarsam üstüme gelme.

Ben oldukça açık sözlü bir insanım aslında ama iş duygusal meselelere gelince karşı tarafa ne istediğimi söylemekten kaçınırdım. 25 yaşımda bir karar aldım. Artık karşı tarafın benim ne istediğimi tahmin etmesini beklemeyecektim, suçlamadan, kendimi anlatmaya çalışacaktım.. Yaptım da... İşe yaradı mı? Pek değil. Ama kafamda acabalar kalmadı.

Tam da "tamam ben bu şekilde mutlu olamıyorum o zaman kendimle savaşmayı bırakıyorum" dediğim bir dönemde bunları yaşadım, hayat yine beni kendime savaştırdı. Acaba öyle mi?, Biraz daha deneyeyim, belki düzelirlerle uğraştırdı beni. Kendinle savaş asla bitmiyor. Dünyanın düzeni bu şekilde kurulmuş, hayatına insanlar bu savaşı sürdürmen için giriyor sanki.

Bir de itaat etmeni bekliyorlar. Hayat bile. Ben kendi hayatımın kontrolünü almak istiyorum, kendi istediğim gibi yaşamak istiyorum olayları, taktiksiz, sabırsızca...  ama hayat devamlı olarak sen kuralları bozarsan, asi ve talepkar olursan ben sana istediğini vermeyeceğim diyor.  Bu da senin rutinin oluyor.  İnsana kendi rutinini kıramamak çok koyuyor be okurcum.

Benim rutinim, ego savaşına girmek. Ego savaşına dönen ilişkilerin sonu illaki hüsrandır. Egosu ezilen kişi ile ezen kişi asla aynı frekansta olmazlar. Egosu ezilen kişi, karşı tarafa değersiz görünmeye başlar ya da sonradan ilgi durumlara eşitlense bile egosu ezilen kendini tamir etmek için devamlı arıza çıkarır. Ya karşı tarafın bir süre sabredip ezik tarafın kendini tamir etmesine katlanması lazım-ki bu çok nadir olur- ya da ilişkiyi bitirmesi...

Ben bu süreci öngörebildiğim için iş bu aşamaya gelince vazgeçerim hemen...  Daha az hasarlı çıkarım işin içinden... Elimde sadece yaşanmamışlıklar kalır. Öyle de insanı ayrı üzüyor gerçi. Yine de diyorum ki; taktiğe, sorgulama gerek yok, güzel şeyler insanı tedirgin etmez zaten, yormaz, kendiliğinden olur. O halde önümüze bakalım diyorum ve böyle şarabımı içiyorum işte...