30 Aralık 2011 Cuma

Mutluluk

Mutluluğu genelde küçük şeylerde bulan bir insanım... Birisiyle spontene gelişen komik bir diyalog, sevimli bir mesaj almak, yolda uzun süredir görmediğim biriyle karşılaşmak vs... Bunlar beni gerçekten mutlu ediyor ve etkisi uzun süre beklediğim belki daha kalıcı ve büyük olduğunu düşündüğümüz şeylerden daha büyük oluyor.

Dün gece hayatımın en saçma gecelerinden birini yaşadım. Böyle şeyler olur elbette ama beni başıma gelen şey değil akabinde olaya verilen tepki kızdırdı. Bu başkasının başına gelseydi ben böyle yapmazdım dediğim şeyler konusunda "onun bakış açısı farklı demekki" deyip hoşgörülü olamıyorum maalesef. Çünkü söz konusu empati kurmak olunca zaten kişilerin kendi bakış açılarını bir kenara bırakmaları ve mağdur olan kişinin bakış açısıyla bakabilmeleri, ruh halini anlayabilmeleri gerekiyor. Ortada gerçekten iyi bir niyet varsa tabii...
 
Dün geceden dolayı kafam bozuk bir şekilde uyandım. Bariz mutsuzdum. Emaillerimi kontrol ediyordum...

Çok kısa süre çalışmış da olsam orada pek sevdiğim dünyanın en komik kadınlarından biri olan eski iş arkadaşıma Dubai seyahatim öncesinde bir email atmıştım... Gelen yanıtı okuduğumda bütün modum değişti. Bayılırım yeni bir yere gitmeden önce giden birinin tavsiyelerini almaya... Her ne kadar bunların yarısını bile yapmaya vaktim olmayacak olsa da yine de okumak pek keyifli! Burdan da paylaşmak istedim Dubai'ye gitmeden önce denk gelip okuyan birilerine faydam olur belki...  Burcu'ya kocaman bir teşekkür hem bu öneriler için hem de sabah sabah beni bu mutsuz ruh halinden kurtarıp gülümsettiği için :)

Tansu:

Sevgili Burcu Hanımcığım,

23-26 Ocakta Dubai Arab Health'e gitme ihtimaliniz nedir acaba?:)

Ben orada olacağım, zengin Arap şeyhlerinin peşinden beraber koşardık :)
Burcu:

Tansu, Tansu, bebeğimmm,

Bilmez misin ki ben Dubai’ye şimdiye kadar 6 kere gittim canım ..öyle zengin Arap şeyhi bulmak ( hem de midenin kaldıracağı cinsten) kolay mı sanıyorsıun Tansu? Büyü artık canım, dışarda acımasız bir hayat var , öyle kolay değil bu işler..

Ben dubaiye o tarihlerde değil ama 19-22 şubat arası gideceğim . Yani maalesef birbirimizi kaçırıyoruz.

Ama korkma bana mail atmakla doğru bir karar verdin. Aşağıdaki listede sana Dubai ile ilgili öneri ve bilgilerim var;

1)      Dubai’de otellerde içki içilir ama her gittiğin restrauntda içilmez. Ama medinah Jumeriah diye bir alan var ( restrauntlar ve kapalı çarşı modunda bir bazaar var orda ama mall değil ) Oraya mutlaka git. Taksiye bin medina Jumeriah de onlar seni götürür. Orası Duabi'de göriüp görebileceğin en süper yer. Orda yemek ye. Bar falan da var git bi içki iç. Tek başına otur , çekinme . Dubai'de herkes European böyle ortamlarda . Rahatsiz olmazsin.
2)      Dubaide iki tane marine var. Sen yine taksiye bin ama taksici karıştırmasın diye marine beach& resort a gitmek istiyorum de. Orda inince en sondaki restrona doğru yürü. Hemen körfezin dibinde olduğu için körfeze bakarak yemek yersin. Bayaa güzel orası .
3)      Dubaide bir sürü mall var. Enteresan olanlar dubai mall ve emirates mall. Benim favorim emirates. Filmler ingilizcedir, sıkılırsan sinemaya gir.
4)      Dubaide taksi sorun olabilir. Kolay bulunmaz. Fuardan çıktıktan sonra o alana taksi almazlar yasaktır. Fuar alanının önünden shuttle lar kalkar, seni kocaman bir taksi durağına götürüler. Ordan taksiye bin. Ama taksiden başka ulaşım aracı kullanma sakın. Otobüslere, ben 6 kere gittim, daha bir kere bile binmedim.Kadın erkek ayrı oturur otobüslerde. Tavsiye etmem . Dubai'de en fakirler otobüse biner. binme
5)      Dubai çok güvenli bir şehirdir. Korkma . Birde budha bar var tavsiyem. İçinde kocaman bir budha var tavana kadar, altın kaplama . Oraya da gidebilirsin.

http://www.buddhabar.com/new/en/buddha_db.php Buralara yalniz gidemem diye aptal olma. Git eğlen biraz . Güvenli bir şehir ve burdan daha modern bu söylediğim yerler. Korkma

 
 6)      Ben bir kere diving e de gitmiştim. Araştır diving bilmezsen snorggling de yapabilirsin. Deniz altı körfezde süper. Dünyanın sayılı yerlerinden Biz bi arkadaşla gitmiştik seneler önce . O yüzden diving center ın adını hatırlamıyorum ama netten bulabilirsin. Adres al taksiyle git.Yalnız bu bir günlü iş. Grup toplarlar ve bir arabayala çölü geçersin. Çöl de görürsün. Gruptakiler de şirin insanlar oluyo , arkadaş bulursun. Sonra seni boatla denize açılırlar, çölü geçtikten sonra ( çölü gör, enteresan) sonra diving yapan diving yapar. Snorggling de uzman olan biri seninle gelir. Ben de diving bilmiyorum.snorggling yapmıştım , çok zevli. Bir beceri gerektirmiyor. Tam sana göre :)


Canım bu dediklerimi yap sonra gel bana teşekkür et. Cidden pişman olmazsın. Sorun varsa bekliyorum.



Enjoy ,

Mucuksss

B.

Tansu:

Dubaiye ilk defa giden her saftrik Türk kızının Dubai'li zengin ve yakışıklı bir şeyhle tanışıp hayatının kurtulması ümidiyle gidiyorum.. Sen de bu yollardan geçmişsindir.. hadi itiraf et!

UMUTLARIMI YIKMAZ MISIN LÜTFEN?

Zaten dönüşte kendi kendilerine yıkılacaklar.... :)

Ayrıca sen süper bir insan mısın nesin yaaa?

Mailine bayıldım... Sorum olursa dönerim, sorarım :)

Öpücüklerden bir demet... 
Burcu:

:)Süper bi insan olduğumu anlaman beni sevindirdi Tansucum. Bu dediğim yerlerden başka bir de her seferinde gitmek istediğim ama bir türlü kismet olmayan irish village var . Onu söylemeyi unutmuştum. http://www.irishvillage.ae/HomePage

 Dubaide ingilizden bol bişey yok zaten göreceksin tvler,radyolar falan bile çoğu ingilizce. Dubai one diye bir kanal var mesala her akşam 22.00de film yayinlar. (Ama sen dışarda dolaş, o saatten ne işin var otelde)

Döndükten sonra bana mail at , nasıl geçti söylersin.
Hadi iyi eğlenceler şekerim
B.
 

26 Aralık 2011 Pazartesi

insan bazen mutsuz da hisseder.

                                                                     foto: ayla-es
Bazen insanlar bizi gerçekten üzüyor. Bizi üzenin x ya da z kişisi olması önemli değil... Kişiler unutuluyor ama açılan yara senin sonraki hayatını ciddi bir şekilde etkiliyor. Sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Belki sadece bir süre... Uzun bir süre... Herkese, her şeye aynı şekilde yaklaşıyorsun. İrdeleme, ayırım yapma yetini kaybediyorsun. Mutlu etmiyor bu durum seni... Bir süre sonra bu mutsuzluğu farkedip, ondan kurtulmak için denemek istiyorsun belki bu döngüyü kırarım diye, hayat filmlerdeki gibi müthiş sürprizleri karşına dizmiyor en ihtiyacın olduğun anda... Hayal kırıklıklarıyla mücadele etmek zorunda kalıyorsun...

Ne garip! Seni herhangi biri kolayca üzülebilirken, seni mutlu edecek kişinin gerçekten özel biri olması gerekiyor. İşte bu yüzden mutlu olmak bazen bu kadar zor..!

11 Aralık 2011 Pazar

2012 senden çok çok umutluyum =)


Her yılın sonuna doğru "Bu yılı nasıl geçirdim?" konulu bir yazı yazmak blogger raconu. Hem bütün bir yıl üzerine adam akıllı düşünme şansınız oluyor.

Çok sık yazmıyor olsam da, bu blogun anlamı gitgide büyüyor benim için. Günlük olarak kullanmaktansa, çoğunlukla duygusallaştığım zamanlarda yazıyorum. Bazen duygularınızı dile getirdikçe basitleştiğini hissedersiniz, kafanızın içinde çok büyük ve anlamlı gelen şeyleri dillendirmeden açıklamak istersiniz ya... İşte böyle zamanlarda yazarak paylaşmak rahatlamanız için birebir, tek taraflı olmasındandır belki de.. Kendimi yazar olarak addetmiyorum elbette ama bilinen bir gerçekten yola çıkarak; birçok yazar gibi beni de hüzünlendiren şeyler mutlu eden şeylerden çok daha fazla yazma isteği doğuruyor içimde. O yüzden blogun genel içeriği biraz daha depresif ve tepkili görünse de çoğu zaman neşeli biri olduğumu söyleyebilirim.

Bu blogun hayatıma kattığı diğer bir değer ise; Türkçe yazma konusunda çok daha dikkatli olmamı sağlaması. Öğrencilik zamanlarında hocanın ağzından çıkanı kısaltarak not alma, yazdığını temize geçirme yerine hazır notların fotokopisini alma, msn, mesaj diliyle konuşma derken doğru düzgün yazmadığımı ve dil bilgisi kurallarına çok fazla dikkat etmediğimi farkettim. Bazen aklımdaki düşünceleri hızlıca yazıya geçirme hevesiyle yine dil bilgisi hataları yapıyorum ama eskisinden çok daha dikkatli olduğumu ve dikkat edilmesi gerektiğinin önemini vurgulamak istiyorum.

Bu yılı değerlendirecek olursak; son yıllarda en kötü geçen yıl oldu benim için. Çok mücadele doluydu, çok zorlandım, çok parasız kaldım, kaç yüz etkinlik kaçırdım, kendimi kaç kere erteledim ben bile bilmiyorum.

İstanbul'da fakirlik sınırının çok çok altında bir maaşla işe başlamayı kabul etmemin akabinde ilk birkaç yıl zorlanacağımı biliyordum elbette. Yine de bir yerden başlamak istedim. Çünkü daha iyi fırsatların karşıma çıkmasını beklemektense fırsatları kendi çabamla yaratmayı tercih eden bir insan oldum hep. Beklemek hiçbir zaman seçeneklerim arasında olmadı. Kimi zaman bu yüzden kaybettiklerim oldu ama geriye dönüp
baktığımda, kazandığım çoğu şeyi bu özelliğime borçluyum diyebiliyorum.

Maddi zorluklarına rağmen hala "İyi ki orda çalışmışım" dediğim ilk iş yerimin hem maddi hem profosyonel anlamda bana daha iyi şartlar sunamayacağını  farkettiğim noktada ordan ayrılmaya karar verdim. Çok zor bir karardı benim için. Bir iş yerine bu kadar bağlanabileceğimi hiç tahmin etmezdim. Sevgilimden ayrılmışım gibi buruk hissettim, özledim orada çalışmayı çoğu zaman.

İstifa etmek çok radikal bir karardı zira yeni bir iş bulmadan bu kararı vermiştim. Üstüne bir de istifamın ertesi günü ev sahibim kendi kızını yerleştireceği gerekçesiyle kira kontratını yenilemek istemediğini ve evden çıkmamı isteyince gerçekten çok zor durumda kaldım. AIESEC'in yurtdışı staj sınavını kazandım, yeni bir ev ve iş arama sürecine girmeden 1 ay boyunca başvurular yapıp eşleşmeyi bekledim. Yurtdışında bir süre çalışmak tam ihtiyacım olan şeydi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı kısa bir sürede eşleşemedim, yeni bir iş ve ev aramak zorunda kaldım.

Kısa bir süre sonra sektöründe en iyi ve çalışma koşulları oldukça iyi olan bir şirkette işe başladım. Oradaki herkesle gayet iyi geçinmeme rağmen yaptığım işin benim azıcık bile olsa hoşuma gitmemesi beni yeniden iş aramaya itti ve 3 ay sonra oradan daha kötü şartlar sunsa da beni daha çok heyecanlandıran başka bir iş buldum.

Şimdi böyle anlatınca 10 dakikaya sığıyor ama ben bu süreci tam 12 ay boyunca oldukça zorlu olarak yaşadım. Belirsizlikler beni devamlı olarak temkinli olmaya ve kendimi ertelemeye zorladı. Kendi kararlarımın bedelini ödemek zorundaydım bir yerde. Mücadele her zaman tercihim olmuştur ama ancak onu çekilebilir kılan güzel heyecanlar ve sürprizler olduğu sürece. Geriye dönüp baktığımda bu sürprizlerin azlığı, asıl bu yılı son yılların en kötü yılı yaptı.

Yaptığım her şeyin hatta yaşama amacım; iyi vakit geçirmek. İyi vakit geçirdiğim zamanları arttırmak için yaşıyorum, çalışıyorum ben.

2011, bu anlamda oldukça kötü bir yıl olmuş olabilirsin ama son yılların en iyi yılbaşı partisini bana sunarak hala durumu toparlama şansın var ;)