15 Ağustos 2011 Pazartesi

Özlemeyi özlemek

İTÜ Sözlük'te okuduğum ve beni gece gece gülme krizine sokan bu yazıyı paylaşmak istedim.
4. cümleye kadar kaptırdım okuyordum, anlamadım bir süre saçmalayamaya başladığını. Gerçekten iyi yedirmişsin karşim. Nicki "ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi" olan bu arkadaşa beni güldürdüğü için teşekkürü bir borç bilirim.

özlemeyi özlemek
"1.sevginin yerini alışkanlığa bıraktığı zamanların geldiğinin işaretidir... eskiden deli gibi özlediğimiz insanı özlemeyi özlüyoruzdur artık... acı bir ironi var burada, ilişkinin zorlu dönemlerinin şeyolduğu vakit oradan hep beraber zıplayarak tecahül-ü arif. of. banyoda aklıma geldi bu demin, "özlemeyi özlemek", dedim ne özgün bir ifade, böyle oluyor demek ki bu işler, ben de yazabilirim demek ki. fenalık geldi üçüncü cümlede. bir gün bu şekilde dördüncü cümleye geçersem vurun beni. ilk sefer bacaktan vurun ama, uyarı niteliğinde. can bu da."

14 Ağustos 2011 Pazar

Facebook orucu



Facebook başıma gelen en kötü şeylerden biri sanırım. Bağımlısı oldum. Kapatmayı denedim bir kere;1 hafta sonra birine mesaj atmam gerekti, geri döndüm, sonra da kaldım okurcum. Facebook'u kapatmak diye bir şey seçenekler arasında değil şu ara. Hem Facebook'u olmayan insana e-maili olmayan insan muamelesi yapıyorlar. -Facebook'un yok mu??? Nasıl yaneiii??!?


*Bir internet sitesine bağımlı oluşum ilk değil ama öncekiler en fazla 1 yıl sürmüştür. Facebook ise 4 yıldır anamı ağlatıyor. Üstüne bir de yeni insanlarla tanışıp ekleştikçe, yok onun hayatı, şunun fotoğrafları & yorumları çıkıp durdukça duvarımda kabak gibi, bir bakmışım saatler geçmiş karşısında.


*Birçoğu Facebook'u kendine bir imaj yaratmak için kullanıyor. Facebook'a koymak için fotoğraf çekiliyor, nerdeyim ben bilgisi, iletiler, arkadaş sayısı vs ile paylaşılmak istenen bilgiler yayınlanıp, istemediklerin rimuuv teg yapılabiliyor. Duvarına aktif olarak bir şeyler yazılan, fotoğraflarının altına ne kadar güzel olduğu söylenen bir kız takipçilerinin gözünde (öyle olmasa bile) popüler ve güzel bir kız imajı yaratabiliyor. Gerçek hayatta pek bir popüleritisini görmediğim ama Facebook'ta çok popüler arkadaşlarımın, sırf öyle görünmek için sahte hesaplar alıp kendileri için gizliden gizliye bunları yazdığını bile düşünmekteyim, o derece yani.


Zaman israfının yanı sıra bir de moral bozucu... Mesela bugün mis gibi havuza gitmişim, en şahane müziklerimi dinlemişim, yüzmüşüm, saatlerce kitap okumuşum, çok mutluyum filan. Sonra eve gelip Facebook'u açıyorum, birisi Dominik Cumhuriyeti seyahatinin fotoğraflarını koymuş utanmadan. Ben burda mütevazi yaşamımla barışık yaşarken birisi benden daha iyi yaşadığını gözümün içine sokuyor, bir de sevimsiz sevimsiz her fotoğrafta çılgın ve şımarık insan pozları vererek....


*Hiç sevmediğim birisiyle çok sevdiğim birisinin arkadaş olduğu uyarısı çıkyor mesela duvarımda. Al sana moral bozucu bir haber daha. "Hay Allah nerden tanıyorlar birbirlerini acaba?" merakı sarıyor beni. Keşke herkes birbiriyle tanışmasa, arkadaş olmasa, dünya daha güzel bir yer olurdu diyorum ben çoğu kez. Facebook sayesinde tanıştıklarını öğreniyoruz, Facebook olmasa bahsini hayatta geçirmeyeceğin biri ile sevdiğin birinin tanıştığını nasıl öğrenebilirsin ki ?


Sonra bir de ortak arkadaş olarak ben çıkınca orda, al sana muhtemel "Facebook'ta gördüm de sen Tansu'yla nerden tanışıyorsun?" muhabbeti.


Arkadaş sayım olmuş 700 küsür kişi. Hepsini de tanıyorum. Aralarından bir çoğunu sevmiyorum bile. Saçma da geliyor o kadar kişinin benim hayatımla ilgili paylaştığım özel şeyleri görmesi, ne gerek var diye geçiriyorum içimden, sonra, "saçmalama Tansu hayatınla ilgili en absürd şeyler blogunda yazıyor zaten. Ordan görseler ne olacak?" deyip kendimi telkin ediyorum.


Hayır da abicim ben görüyorum onların ne yaptığını. Silsem mesela çoğunu? Ama olmaz o da. Olur da bir ara mesaj atmam gerekirse şimdi neden sildiğimi de açıklamam gerekecek. İnsanlar arkadaş listesinden silinmeye fazla hassas yaklaşabiliyorlar. Düşünsene; kendinle, hayatınla ilgili bir haber, fotoğraf yayınlayacaksın, 700 kişi de bunu görebilir. Sizce de kulağa biraz korkutucu gelmiyor mu?


Baaaak bana bak Facebook'a b*k atacağına dön de bir kendi sorunlu piskolojine bak, Facebook sende böyle bir yıkım yaratıyorsa sorun Facebook'ta değil sendedir bebeğim dersen senin gelir ağzını yüzünü öperim. Çok doğru demişsin karşim. Bu aralar hayatım iyi ama pek şahane gitmediği için biraz kafam bozuk, fazla hassas yaklaşıyor olabilirim.


Yine de Facebook bağımlılığımdan kurtulmak için doğum günün 29 Eylül'e kadar Facebook orucuna başlamadığımı siz sevgili okurlarımla (!) paylaşmak istiyorum.


Kurallar:

-Özel bir durum (mesajlaşma, haberleşme gereksinimi vb ulvi ihtiyaçlar) olmadığı sürece Facebook'ta boş boş 1 saatten fazla takılma.

-Gün içerisinde mesaj vs gelmiş mi diye hotmailden kontrol et, direkt Facebook sayfasına girme.


Ne kadar başarılı olduğum konusunda sizi haberdar edeceğim.