20 Temmuz 2011 Çarşamba

Yazık lan bize.




Biz çalışmak durumunda bırakılan iki genç, farklı ofislerde dakika sayarak çalışıyoruz abi. Yani kendimi burda aklamam gerekirse; daha başlayalı 3 hafta oldu, yapacak pek bir şey yok, ondan sıkılıyorum yoksa iş hayatı çok eğlenceli filan fişman. Soyadını yazmadan ifşa ettiğim bu arkadaş neden bu kadar sıkılıyor bilemem artık, o da çok istiyorsa delikanlı gibi gelir burda kendini aklar. Lakin nedenini fazla derinde değil, şu linkte arayabiliriz bence eheh


*************************

mert: günaydın
ben: ooo mert beyler gelmiş
mert: nasılsınız efendim
ben: geç kaldın abi
mert: 9dan beri burdayım
ne geç kalması

*************************

ben: 6 olsaydı iyiydi
saat yani
mert: ah keşke
ben: sen de mi 6 da çıkıyosun?
mert: evet
ben: saat 9.30 - 5 çalışma saati olarak müthiş bence
keşke öyle olsa
mert: 10 - 5 daha iyi olur
arada belirteyim dedim
ben: ama söyle bişi var
her zaman yarım saatlik bir pay bırakacaksın
insan gelince hemen baslamıyor işe zaten
yani 10 olsa 10.30 başlardın
mert: kahvaltı zamanı ayırıyorsun çaktırmadan

******************

mert: son 20 dk'ya giriyoruz düşünceleriniz nelerdir ?
ben: ÇOK HEYECANLIYIM
pür neşeyim
değmeyin neşesine karabulut'un
mert: neşe karabulut
böcekti o pardon
benimkafa biraz yavaş çalışır
bu saatlerde
sklajdaksl
ben: NEŞE KARABULUT

*************************

ben: son 1 saat 50 dakka
duygularınızı alalım?

************************

ben: of hadi karşim
mert: zaman geçmiyor nabacaz
ben: son 35 dk
konus
adamın asabını bozma
mert: ben senden korkuyorum
gürlüyosun falan böyle
sakldjaskld
ben: korkcan tabii


**************************

mert: son 3 dk
sen bugün hiç konuşkan değilsin
ben: gidiyorm ben

***********************

mert: bitse de gitsek


*************************


mert: "Abi 3 saatte 1 saat ilerliyor bu zaman. Yaz saati diye mi acaba? HÖF"
kasjdşkajdklajsşdklajşdkajsdklajdkjakldjşasdjaskdl
auauaahuauhha
ben: son 20 dk
oğlum böyle gecmez hayat lan
mert: geçmez tabi
her gün dakika sayıyoruz lan
sakjdşakldja
ben: ahahahah

17 Temmuz 2011 Pazar

Değmez güzellerim değmez.

Foto: inContrast


Ben flört etmeyi seviyorum abi. Ama her erkekle gönül rahatlığıyla bir flört edemiyosun, sıkılıyosun. Flört etmeyi becerebilen bir erkek çıkıyor karşıma, işte o zaman harika vakit geçiriyorum. Bu flört etmeyi bilen abilerimiz genelde kadınların dilinden anlayan, kolaylıkla tavlayabilen, piç diyebileceğimiz abiler oluyor. Sayısız hayal kırıklığından sonra konunun uzmanı bir insan olarak bilgeliğimi tecrübesiz hem cinslerimle paylaşmayı kendime misyon belirledim. Şöyle ki; piç erkeği yola getirme denen bir şey yok. Akıllı olalım bunu kabullenelim bayanlar. Piç erkek olmayı becerebilen üstelik bundan memnun olan bir erkek, sen istiyosun diye değişecek değil. Artık doyuma ulaşıp düzenli bir ilişki istediği anda karşına çıkarsan belki farklı olur ama zamanla değişeceğini düşünmek saflıktan başka bir şey değil. Gösterdiğiniz çaba ve akabinde gelen hayal kırıklığına değmez. Bana göre dünyada hiçbir erkek buna değmez esasen. Bulun sizi sevecek efendi birini, mutlu mesud yaşayın. Kaşınmayın. (Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla) Canınız flört etmek istiyosa edin ama uzatmayın. Ne yapmak istiyosanız hemen yapın ve kapayın mevzuyu. Mümkünse arkanıza da bakmayın bir daha.



Çünkü;



Bir insanla flört ediyosun, güzel şeyler söylüyosun, görünce seviniyosun, ona gülümsüyosun. En olmadık zamanlarda aklına geliyor ve yüzünde muzur bir gülümsemeyle ona mesaj atıyosun. Başta tehlikesiz görünüyor ama bir süre sonra bir bağ hissediyosun. O sana dokununca içinin yağları eriyor, bu duyguları bedenine sığdıramıyorsun, ona baksan, bir dokunsan, duygularını kelimelere dökmeden o kadar çok şey söyleyebileceğini düşünecek kadar romantikleşiyorsun, onun da senin gibi hissedeceğini düşünüyosun ama öyle olmuyor. Bu flörtler her kadında bir bağ yaratıyor eninde sonunda ama erkek de yaratmayabiliyor. Senin hissettiğin gibi hissedemiyor çoğu zaman. Dünyadaki bütün erkeklerin DNA'larına işlenmiş ortak bir taktik olduğuna inanmadığım gibi erkeklerin taktik uygulayabilecek kadar zeki olduğuna da inanmıyorum esasen. Taktik filan değil bu. Sana nasıl davranıyorsa odur işte. Bu noktaya geldikten sonra sinir bozukluğu ve hayal kırıklığı yaşamaman imkansız. Sen bu musun? Bir erkek seni aramadı diye depresyona girecek bir kadın mısın?



Bıktık piç erkeklerden. Oldukça feminist bir yaklaşımla kendilerine şu mesajı vermek istiyorum:



FUCK YOU ALL

10 Temmuz 2011 Pazar

karşıki dağlar ve ben.

foto: karşıki dağlar


Acayip bir dönem geçiriyorum. İstemediğim şeylere o kadar fazla zaman ve enerji harcıyorum ki ben ne istiyorum diye düşünecek vaktim bile kalmıyor. Üstelik bunları yaparken bir amacım bile yok. Sadece anı kurtarmaya çalışıyorum zira daha iyisi önüme serilmiyor. Cebimde 50 TL ile günlerce idare ediyorum mesela çünkü günü geldiğinde kira parasını hazır etmeliyim. O parayı kullanmayayım diye yemiyorum, içmiyorum, istemediğim yerde çalışıyorum, istemediğim hayatı yaşıyorum. Böyle düşününce sırf başkasına para kazandırmak için yaşıyormuşum duygusuna kapılmadan edemiyorum. Acayip yani.

İnsanlara yaşlı, müdür, patron, erkek, koca diye saygı göstermek gerçeğini inan küçüklüğümden beri hiç anlayamadım ben. Hele ki insanların sırf bu sıfatlara sahip olduğu için saygıdeğer olduğunu düşümesi daha da absürd. Ne yani bir insan kapıcı olduğu için saygı göremez mi? Kendisine saygısızlık yapıldığında isyan edemez mi? Edemiyor çoğu zaman. Bir insanın saygıya değer olması tamamen karakterine bağlıdır. Asalet, nezaket, tevazü ve anlayıştır insanı saygıdeğer yapan. İnsanlar ne kadar kolay itaat edebiliyorlar yahu. Genlerine mi işleniyor nasıl bu düzeni baştan beri kabullenip öyle yaşayabiliyorlar biri bana da anlatsın? Mutsuz olduklarında hayatlarını değiştirmek için bir çabaları bile yok çünkü artık mutsuz olduklarının farkında bile değiller.

Çok acayip.