20 Şubat 2011 Pazar

Kronik tatminsizlik 21. yüzyıl hastalığı vol 2

foto: jinhaung



Mutsuz olmamak için tonlarca neden sayabilirsiniz belki. Artılarıyla eksileriyle hayatınızı tartsanız, artılarının daha ağır geldiğini farkedersiniz ama yine de neden mutlu olamadığınızı anlayamazsınız. Mutluluk biraz bakış açısına bağlı ama mutsuz olmamak demek mutlu olduğunuz anlamına da gelmez.

İşinizden memnun olmayabilirsiniz mesela haftanın 8 günü işine küfrederek giden bir tek siz değilsiniz. İş çıkış saatini dört gözle beklersiniz en azından evinizde huzuru bulma umuduyla ama lanet olası trafik nedeniyle evinize olması gerektiğinden çok geç ulaşıp bütün enerjinizi yollarda heba ediyor olabilirsiniz. Yıllardır sizinle aynı frekansta olan, sizi gerçekten heyecanlandıran bir erkekle birlikte olmamanın boşluğunu yaşıyor olabilirsiniz. Ya da hayatınızda çok güvendiğiniz, sizi çok seven dostlara sahip olup ama iş eğlenceye gelince aklınıza esen spontene planlara her an "varım" demeyebilirler. Ne eğlence, ne arkadaşlık, ne iş, ne özel hayatta tatmini yaşayamamak sizi mutsuz yapsa da; birinden gelen kısa bir mesaj, güzel bir muhabbet gününüzü güzel yapabiliyor aslında. Bu kadar küçük şeyler sizi mutlu olabiliyorken depresyona girdiğinizi kim iddia edebilir ki? Küçük süprizlerin hayatınızda daha sık olmasınızı istiyorsunuz sadece. Kendinizi çok mutsuz ve enerjisiz hissederken bir gün sonra bambaşka bir siz olabiliyorsunuz. İşte tüm bunlar mutsuzluk alameti değil sevgili okurcum, tatminsizlik alameti...

Bence asıl sorun; tatminsizlik durumu. Hayatın her anında tatmin olsak ne ala, ama mümkün olmuyor maalesef.

Alternatifler üretmeye başlıyor beynimiz. Böyle durumlarda, genellikle tahammülsüzlüğün de etkisiyle bizi tatmin etmeyen şeyleri silip atma eğilimine giriyoruz. Aslında düşününce, işi bıraksan daha mı mutlu olacaksın? Seninle istediğin aktiviteye gelmeyen arkadaşınla arkadaşlığını mı sorgulayacaksın? Ya da sevgilin olmadığı için aslında hiç tahammül edemediğin bir adamla mı birlikte olmayı deneyeceksin?

Bunların hiçbirini yapmak sana daha iyi hissettirmeyecek. Yapılacak belki de tek şey, seni tatmin edecek alternatif bir şeyler bulabilmek. Yılmadan denemelisin bulmayı çünkü kendini mutlu etmekten sorumlu olan sensin, başka kimse değil.

TDK mutluluğu; bütün özlemlere sürekli ve eksiksiz olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu olarak tanımlamış.

Bense mutluluğu; hayatında en az bir özleme sürekli ve eksiksiz ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu olarak tanımlıyorum.

13 Şubat 2011 Pazar

Şehrazat sendromu


Babamın kişiliğim üzerindeki kötü etkilerini hala hissediyorum.

Babam benim sürekli ne kadar mükemmel, değerli biri olduğumu bana telkin edip dururdu. Daha küçükken bile mükemmel bir kadın olmam için sürekli hanımefendi olmamı öğütler, yemeğe filan gittiğimizde arkadaşları bu kadar küçük bir kızın nasıl bu kadar oturaklı olabildiğine şaşarlardı.

Aradan 20 yıl geçtikten sonra bu telkinler beni bir hanımefendi yaptı mı diye soracak olursanız; hayır. Üstelik olmam da gerekmiyor bence.

Yine de bu durum o kadar içime işlemişki yaptığım şeylerde beni frenleyen en önemli belki de tek şey; egolarım. Ne başkasının ne düşündüğü, ne ahlaki kurallar...

"Biri" ile ilişkiler üzerine konuşuyorduk. Kendisi beni çok az tanımasına rağmen şahane bir tespitte bulundu. Benim 10 dakika bile birşey düşünmeden ya da yapmadan duramayacağımı iddia etti.

Aslında şöyle bir düşününce gerçekten haklı. Ne zaman birşey düşünmeden, yargılamadan vakit geçirdim, kendimi öylesine bıraktım hiçbir fikrim yok. Erkekler çok fazla sorgulamadıkları ya da düşünmedikleri için kolaylıkla memnun edilebiliyorlar ama kadınların doğasında var; sorgulamak, yargılamak, konuşmak, tartışmak. Yapmayı istediğin bir şeyi bu kadar çok sorgularsan zevk alacağın varsa bile zevk alamazsın zaten.

Yapacağım şey benim istediğim gibi olmazsa ya da benim için özveri gösterilmezse egom bunu kaldıramaz. Kendini çok önemseme ya da halk arasında "Şehrazat" sendromu diyebiliriz buna. Erkeklerin her dediğinden kötü anlam çıkaran, yaşamak istedikleriyle egosu çelişen, devamlı kendine acı çektiren kadınlara dönüşüyoruz sonrasında. Belki hala cooluz ama mutlu musunuz diyecek olursanız: çok net hayır.

Yine de sorunun nedenini bulmakta kısmen rahatlatıcı zira uzun bir süredir kızkıza toplanıp ne kadar güzel, başarılı olmamıza rağmen neden hala yalnız olduğumuzun nedenini bir türlü bulamıyorduk. Şu an tıp bu konuda çaresiz ama inanıyorum ki nedenini bulduğum gibi çözümünü de yakında bulacağım.

Şu egoları bir süre rafa kaldırdığın bir yer var mı ki, hı?

6 Şubat 2011 Pazar

Yapılacaklar listesi

5 yıl içinde yapmak istediklerimin listesi yaptım. Günlük filan tuttuğum yok, bu blog benim günlüğüm gibi oldu. Hani 5 yıl sonra hala bu blog olursa hangilerini yapabilmişim diye bir kayıt olur en azından dedim.

Bir dönem sarışın ol
Master yap
Aşık olursan aşkını itiraf et! Bekleme yani
Denize çıplak gir
Yurtdışında en az 2 yıl yaşa
Rio Karnavalı'na git
Dominik Cumhuriyeti'ne git
Peru'ya git
Güney Amerikalı'yla aşk yaşa
Dövme yaptır
En az 1 dil daha öğren
Mısıra git, piramitleri gör
Yeni Zelanda'ya git
Ortadoğu'ya git
Bir yarışmaya katıl
Araba kullanmayı öğren
Araba al
Herşeyi kendi kazandığın paranla karşılayacağın lüks bir tatil yap
Anneni muhteşem bir tatile götür
Extreme bir spor dene
Threesome eheh
Bir filmde oyna
Ev al
En az birşeyin ustası ol

P.S. Bak ben o kadar paylaştım, şu yazıyı okuduktan sonra yapılacaklar listesinde çok ilginç bir madde olup paylaşmayan aşkolsun. Hayır sadece merak ediyorum yaratıcı neler yapılabilir diye, yoksa herkesin yapılacaklar listesi kendine...